Sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sosyoloji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

SURPLUS: TERRORIZED INTO BEING CONSUMERS izle / torrent

Sermaye Fazlası: Tüketim Arzusu Sizi Terörize Eder 







Gezi Parkı olaylarından sonra, devletin ve tüm kurumlarının riyakarlık ve korku saçan tavırlarını ve bunun ardındaki tüm iktidar savaşımlarını anlamak için bu belgesel kaçırılmaz fırsat. Commercialism/piyasacılığın temel dayanaklarına inen, iktidarlığın ve sistemin bu can damarını biraz sorgulayan, aynı zamanda bunu tomlum bilinci ve iradesinde pasifize etmek için obskürantizm/bilmesinlerciliği nasıl ve ne şekilde kullandıklarına bakın. Tüm dünyada iktidarların nasıl birebir aynı hareket ettiklerini gördüğünüzde çok şaşıracaksınız.

"Tüketim toplumu çevreyi yok etti. Milyonlarca bitki ve hayvanın soylarını tüketti. Denizi, nehirleri ve gölleri zehirledi. Havayı kirletti. Atmosferi karbondioksit ve diğer zehirli gazlarla doldurdu. Ozon tabakasını deldi.  Benzin, kömür, gaz rezervlerini ve zengin madeni kaynaklarımızı tüketti. Ormanlarımızı yok etti ve kendi ormanlarını da... Peki geriye bizim için ne kaldı? Az gelişmişlik. Yoksulluk. Bağımlılık. Borçlar. Belirsizlik. Çok gelişmiş toplumlar için problem büyüme değil, pastanın dağılımı. Sadece kendi aralarındaki de değil bütün toplumların arasındaki pastanın.

Sürdürülebilir kalkınma tüm uluslar arasında dürüst bir dağılım olması halinde imkansızlaşır. Hepsinin ötesinde, insanlık aynı kaderi paylaşan büyük bir ailedir. Bugün karşılaştığımız ciddi krizlerle gelecekteki, çok daha fazla kontrolden çıkmış dünyanın ekonomik, sosyal ve ekolojik trajedilerini asla çözemeyeceğimizi anlıyoruz. İnsanlığı kurtarmak için bir şeyler yapılmalı. Daha iyi bir dünya mümkün!"

Belgesel söze şöyle devam ediyor: "Bir binaya ya da bir pencereye şiddet uygulayamazsınız. Şiddet bizim için çok daha farklı bir şeyi ifade ediyor. Bu şiddet değildir, tabii bireylere saldırmayı haklı bulanlardan değilseniz, biz değiliz. Özellikle Seattle olayları sonrasında elit sınıf büyük bir panik içindeydi. Olayların nedenlerini arayıp duruyorlardı. Ve işaret edebileceğiniz tek isim John Zerzan'dı. Eğer hareketin arkasındaki fikri arıyorsanız, bu kesinlikle John Zerzan'dır." Ve sonrasında anarko-primitivist yazar John Zerzan söze başlıyor.






BBC: HOW ART MADE THE WORLD izle / torrent






İnsanoğlunun kültürel ve sosyal evriminin serüvenine farklı bir anlatımla tanık olun. Yaşamımız, dünyamız hatta yönetilişimiz nasıl bir gerçekliğe sahip. Farkında olmadan hayatımız ve insanoğlunun kaderi nasıl şekillendi ve hala da sürüyor? Tüm bunların ve daha fazlasının cevabını, eğlenceli ve bir o kadar da çarpıcı olan, BBC'nin "How Art Made the World" belgesel serisinde buluyoruz.





I More Human Than Human

Görüntüler hayatımıza hükmeder, bize nasıl davranacağımızı, ne düşüneceğimizi, bizi belirleyip şekillendirir, ama nasıl oluyor da bu görüntüler, resimler, semboller ve etrafta her gün gördüğümüz sanat, bizi yönetiyor? Cevap günümüzde değil ama binyıllar öncesinde. Çünkü antik atalarımız dünyalarını anlatan resimleri çizdiklerinde, bize rehberlik eden görsel bir miras da bırakmış oldular.

Dünyanın en şaşırtıcı hazinelerini keşfedip, zafer yolundaki liderlik mücadelelerini göreceğiz. Yüzbin yıllık tarihe yolculuk yapacağız, Dünya'nın en eski sanat kültürlerinin sıradışı seramonilerine şahit olacağız ve antik sanatın en derin sırlarını keşfedişlerini açığa çıkaracğız.







II The Day Pictures Were Born

Hiç düşünmeden günde yüzlerce kez yaptığımız birşey var. Kesinlikle güvendiğimiz ve garanti saydığımız bir durum. Bazı çizgiler görüp onlara anlamlar verebiliyoruz. Diyebiliriz ki bir şekilden diğerine, renk düzenlemeleri çeşitli anlamlar taşıyor. Görüntüleri anlamlandırabilmek yaşamımızın temel bir parçası. Ya bu yetimiz olmasaydı? Görüntüleri anlayamadığımızı hayal edin, nasıl bir dünya olurdu? Öncelikle, görüntüler ortaya çıkmazdı, tamamen bağlı olduğumuz birşeyleri kaybederdik, Yaşam çıkmaza girer; dünyamızı algılayamaz olurduk.

Antik çağda durum böyleydi; görüntüler ve simgeler yoktu, Şimdi ise hayatımızı görüntüler yönlendiriyor. Bu insanoğlunun görselliğin gücünü keşfedişinin sıradışı hikayesi ve günümüz dünyasını yaratışının.







III The Art of Persuasion

Beyaz Saray'daki başkanlık yarışı dramatik bir noktaya geliyordu, adaylar sandıklarda başa baş durumdaydı, her ikisi de birkaç oy ile öne geçebilecek durumdaydı, Başkan Bush partisinin Madison Square Garden'daki, toplantısına gidiyordu. Bu öne fırlamak için son gerçek şansıydı. Seçilmesi için çok sağlam bir imaj ve etkiye ihtiyacı vardı. Farkında olmasalar da, kullandıkları teknikler modern dünyaya ait değildi. metodları binlerce yıl öncesinde keşfedilmişti.

Sanatın politik gücü antik kral ve imparatorlarca kullanılmış, insanları etkilemek amacıyla imaj ve manipüle çalışmaları yapılmış ve günümüz modern politikacıları da bu yöntemlerden yararlanıyorlar. Bu antik liderlerin görsel manipülasyonu kullanış hikayesi bu güçleri halen üzerimizde etkili oluyor. 







IV Once Upon A Time

Ben ve yüzlerce insanı buraya; Londra'da Leicester Meydanı'ndaki film galasına getiren nedir? Cevap hikaye anlatmanın harika bir yolu olan sinema. Bizleri dehşete düşüren, neşelendiren, ve bize ilham veren hikayeler, ancak görsel hikaye anlatımı yeni bir olay değil. Bugünkü filmler bile aslında çok eskilerde keşfedilen teknikleri kullanıyor.

Binlerce yıldır, sanatçılar hikayelerini canlandıracak yöntemler üzerinde uğraşıyor, böylece seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bu atalarımızın hayalgüçlerimizi şekillendiren filmleri nasıl yaptıklarının hikayesidir.







V To Death and Back

Hayatlarımızın her günü, binlerce farklı görüntünün bombardımanı altındayız. Bizi birçok farklı yönde etkileyen imajlar, fakat bunların arasında ektisi benzersiz, bir tanesi var ki, bizi hem korkutup hem de rahatlatabiliyor. Ama bizi yönlendirirken, aynı zamanda da emin olmamızı sağlıyor. Bu ölümün görselliği.

Bu gençler hayatlarında daha önce hiç ölü birini görmemelerine rağmen, bu resimlerin büyüsüne kapıldılar e yanlız da değiller. Çünkü, farkına varsak da varmasak da, hepimi zölüm imajından etkileniyoruz, yanlız başımıza da olsak veya başkalarıyla, mezarlar ve anıtlar hep ölüm adına yapılıyor fakat neden? neden etrafımızı ölümü hatırlatan imgelerle donatıyoruz? Cevabı modern dünyada değil, binlerce yıl ötede bulabiliriz, insanoğlunun ilk ölüm imajını oluşturduğu zamanlarda. Bu ölümün zihinlerimizi nasıl yönlendirdiğinin hikayesi ve dünyadaki en güçlü etkiye sahip imgeleri nasıl oluşturduğumuzun.







I AM izle / torrent






"Dünya, sergilediği şaşaanın ötesini görebilenlerindir. Onun bir yalan olduğunu görenler, ona ölümcül darbeyi vurmuş olur." - Ralph Waldo EMERSON

Bu sözlerle başlayan belgesel, bir film yönetmeni olan Tom Shadyac'ın dünya düzenini ve sosyal yaşamımızı, dünya üzerindeki adaletsizliği, eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları vesaire sorgulamaya ve temel sorunlara inmeye çalışmasını anlatıyor. Geçirdiği kaza sonrası ölümün eşiğine gelen Tom, kendisiyle yüzleşirken, dünyayı ve insanların sorunlarını da sorgular.

Ace Ventura ve Patch Adams gibi birçok ünlü filmin yönetmeni olan Tom Shadyac, barış, sevgi, evrenin bütüncüllüğü gibi temalarla harika bir belgesel keyfi sunuyor bize. Ve bunu ilgili bilim insanları, düşünür ve ünlü insanlarla birlikte keyifli bir hale getiriyor.






EKÜMENOPOLİS izle






Amerikan rüyası bizde "İstanbul rüyası"dır. Öncelerden beri "taşı toprağı altın" diye anılan bu şehir, rantın göz bebeği; işçinin, çalışanın sömürü yuvası ola gelmiştir. Osmanlı zamanında bir yarı sömürge başkent olduğu günlerden, büyük kriz zamanına, cumhuriyet döneminden Amerika'nın küresel boyuttaki liberal politikalardan, günün işbirlikçi hükümetleri sayesinde nasibini almasına kadar, 70ler, 80ler ve sonrasındaki İstanbul da unutulmuyor.

Son zamanlardaki şehir politikalarında da farklılık olmadığı gibi, arpık endüstri yapılanmasıyla, doğa katliamlarına yol açan şehir yapılanması ve tüketimciliğine kadar tüm yozlaşmışlığına eleştiri getiriliyor.






PROJECT NIM izle / torrent






Nim, Oklahoma'da bir primat merkezinde doğan bir şempanze. Bir insan pisikolojisi testi için henüz bebekliğinde annesinden ayrılması ve sonrasında bu deney için kullanılma hikeyesi anlatılıyor. Deney insan dilinin evrimini anlamaya çalışmak ve Nim'in insanoğlu ile iletişim kurup kuramayacağı
üzerine kurgulanır.

Bir yandan da, canlının duyduğu sevgiye karşılık, yeterince duyarlı davranılmadığında, ihmal edilip denek kurbanı olduğunda nasıl bir travma geçirdiğinin hikayesidir bu. Bir canlının nasıl bizim gibi duygularla yaşadığını, hissettiğini, sevdiğini ve sevgisizliğimiz yüzünden nasıl depresyona girebileceğini ve hayatını tümüyle bu işkence içinde geçireceğini seyredin. Ki belki de Nim denek olarak kullanılanların en şanslısı. Dirikesim merkezlerindeki canlılara ticari kaygıları giderecek bilgileri temin etmek için nasıl işkence edildiğini düşündüğümüzde. 

Nim'den istedikleri bilgi bir maymunun insanla iletişim kurup kuramayacağıydı. Nim onlarla iletişim kurmayı başarabildi ancak profesörler ve akademisyenler onunla ne kadar iletişim kurmayı başarabildi? Bu biraz düşündürücü... Nihayetinde evrimi anlamak, bilime yön vermeye çalışmak, insaniyeti anlamamıza yetmiyor, duyarsızlığımızın önüne geçemiyor. Nim gibi nice milyon canlı bu homosantrik toplum yapımızın kurbanlarına sahip insanoğlu tarihinde.





  



BBC: THE CENTURY OF THE SELF izle / torrent





Bundan 100 yıl önce, Sigmund Freud tarafından insan doğası hakkında yeni bir teori ortaya atıldı. "Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler" keşfettiğini söylüyordu. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde, bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi. Bu belgesel serisi, iktidarı elinde tutanların kitlesel demokrasi çağında, tehlikeli kalabalıkları kontrol etmek için Freud'un teorilerini nasıl kullandıklarını anlatıyor. Kalabalıklar, kitle davranışı ve onları kontrol etmek adına nelerin nasıl yapıldığını çarpıcı etkisiyle ve anlatımıyla konu alan bu belgesel serisi 4 bölümden oluşuyor.


  





I Happiness Machines / Mutluluk Makineleri:

Hikayenin merkezinde sadece Sigmund Freud değil, Freud ailesinin diğer üyeleri de yer alıyor. Bu bölümde Freud'un Amerikalı yeğeni Edward Bernays'den bahsedeceğiz. Günümüzde Bernays neredeyse tamamen unutulmuştur. Fakat 20. yüzyıldaki etkisi neredeyse amcası kadar büyüktür. Çünkü Bernays, Freud'un insan hakkındaki fikirlerini alıp, kitlelerin manipülasyonu için kullanan ilk kişiydi. Seri üretim mallarını insanların bilinçdışı arzularıyla ilişkilendirerek, ihtiyaçları olmayan şeyleri istemeleri için insanları nasıl ikna edeceklerini Amerikan şirketlerine ilk gösteren kişiydi. Buradan yola çıkarak kitleleri kontrol etmenin yollarına dair yeni bir siyasi fikir oluşacaktı. İnsanlar, içlerindeki bencil arzular tatmin edildiğinde mutlu olurken, aynı zamanda uslu çocuklar haline geliyorlardı. Bugün bütün dünyayı saran, sadece tüketen insan modeli böyle başlamıştı.






II The Engineering Of Consent / Rıza Mühendisliği:

Bilinçdışına giden ana yol. Sigmund Freud'un bilinçdışı hakkındaki düşüncelerinin, savaş sonrası Amerika'sında kitleleri kontrol etmek amacıyla iktidarlar tarafından nasıl kullanıldığını anlatacağız. Politikacılar ve planlamacılar şuna inanıyordu: Bütün insanların içinde saklı, tehlikeli irrasyonel korkular ve arzular olduğunu söyleyen Freud haklıydı. Bu içgüdülerin dışarı çıkmasıyla birlikte, Nazi Almanya'sındaki barbarlıkla karşılaştığımızı düşünüyorlardı. Bunun yeniden olmasını engellemek için, insan zihni içindeki bu gizli düşmanı kontrol etmenin yollarını aramaya koyuldular. Hikayenin merkezinde, Sigmund Freud'un kızı Anna ve yeğeni Edward Bernays bulunuyor. Bernays, halkla ilişkiler mesleğini icat etmişti. Amerikan halkının zihinlerini yönetmek ve kontrol altında tutmak amacıyla çeşitli teknikler geliştirmek için Amerikan hükümeti, büyük şirketler ve CIA tarafından Freud ailesinin fikirleri kullanıldı. İktidardakiler, demokrasinin işlemesini sağlamak için tek yolun dengeli bir toplum yaratmak olduğunu, normal Amerikan yaşamının hemen altında gezinen vahşi barbarlığın bastırılması gerektiğini düşünüyorlardı.






III There Is Policeman Inside All Our Heads. He Must Be Destroyed / Hepimizin Kafasında Bir Polis Geziyor. Onu Yok Etmeliyiz:

Bu bölümde, Sigmund Freud'un bilinçdışı hakkındaki fikirlerinin, iktidardakiler tarafından kitleleri kontrol etmek için demokrasi çağında nasıl kullanıldığını anlatacağız. Geçen bölümde, Freud'un düşüncelerinin 1950'lerde Amerika'da nasıl yayıldığını anlattık. Bu düşünceler, Freud'un kızı Anna ve halkla ilişkileri icat eden yeğeni Edward Bernays tarafından pazarlanmıştı. Bernays, Freud'un teorilerini reklam ve pazarlamanın kalbine taşıdı. Her ikisine göre de, bütün insanların içinde gizli bir irrasyonel kişilik vardı. Bu kişilik, hem bireyin iyiliği için, hem de toplumun dengesi için kontrol altında tutulmalıydı. Ancak Freud'lar iktidardan devrilmek üzereydiler. Rakipleri, onların insan doğası hakkında yanıldığını söylüyorlardı. İçteki benlik bastırılıp kontrol edilmek yerine, kendini ifade edebilmesi için teşvik edilmeliydi. Böylece yeni bir güçlü insan türü ortaya çıkacak, daha iyi toplum oluşacaktı. Fakat aslında bu devrimden çıkan şey tam tersiydi. İzole olmuş, savunmasız, ve en önemlisi açgözlü bir benlik. Şirketler ve siyaset tarafından manipüle edilmeye daha öncekilerden çok çok daha yatkın bir kişilik. İktidardakiler artık benliği kontrol etmek için onu bastırmaya değil, sonsuz arzularını beslemeye başlamıştı.






IV Eight People Sipping Wine in Kettering / Kettering'de Şarap Yudumlayan Sekiz Kişi:

Bu, günümüz toplumuna hükmeden bir düşüncenin yükseliş hikayesi. Tüm istek ve arzularımızı tatmin etmenin önceliğimiz olduğu söylenir. Bugün, her istediğinize nasıl sahip olacağınızı anlatacağız. Geçen bölümlerde benliğin yükselişinin iş hayatıyla beraber nasıl teşvik edilip geliştiğini gördük. Sigmund Freud'un fikirlerini kullanarak, bireyin içsel arzularını okuma teknikleri geliştirip onları ürünlerle beslediler. Final bölümümüz bu düşüncenin nasıl politikayı ele geçirdiğiyle ilgili. Hem İngiltere hem de Amerikadaki sol görüşlü politikacıların bu teknikleri gücü kazanmak için nasıl kullandıklarıyla ilgili. Daha iyi ve yeni bir demokrasi formu yarattıklarına inandılar. Öyle ki bireyin iç hislerine tamamen yanıt veren bir form. Ama politikacıların gözden kaçırdığı şey bu tekniklerin çıkarılmasına neden olan düşüncenin aslı insanları özgürleştirmeyi amaçlamıyor, günümüz kitlesel demokrasisiyle onları kontrol edecek yeni bir yol amaçlıyordu.




UNUTTURULANLAR: MARAŞ KATLİAMI izle






"Bu belgeselin amacı, geçmişte yaşanmış bir olayın acısı üzerinden yeni toplumsal gerilimler yaratmak değildir. 1978 Maraş Katliamı, aynı topraklar üzerinde yüzlerce yıl barış içinde yaşamış insanların, kışkırtma ile komşusunu bile katlettiğinin en acı örneklerinden biridir. Büyük çaplı bir komplo ürünü olan 1978 Maraş Katliamı'ndan gerekli dersler çıkarılabilseydi, 1993 Sivas Katliamı yaşanmayabilirdi. 

Barış ve Kardeşilik dolu bir gelecek, geçmişin unutturulması ile değil, onun doğru bilinmesi ile kurulabilir. Başka Maraşlar, başka Sivaslar olmasın umuduyla..." 

Böyle söze başlayan bu tarihi belgesel, olayın tanıklarının ve araştırmacılarının hatta itirafçılarının da anlatımlarıyla 19-26 Aralık 1978'de Kahramanmaraş'ta meydana gelmiş ve 12 Eylül 1980 darbesinin tetikleyici olaylarından biri olarak kabul edilmiş bir katliamın iç yüzünü ortaya sermeye çalışıyor.





WAITING FOR SUPERMAN izle

Süpermeni Beklerken:






"Hayatımın en üzücü günlerinden biri, annemin bana Süpermen'in gerçekte var olmadığını söylediği gündü. Çizgi roman okuruydum ve onları çok severdim. Çünkü varoşların en derinlerinde bile "O gelecek, ne zaman bilmiyorum ama hep gelir ve iyi insanları kurtarır" diye düşünürdünüz. Dört veya beşinci sınıftaydım bir gün çizgi roman okurken anneme "Anne, Süpermen yukarıda mıdır?" diye sormuştum ve annem de "Süpermen gerçek değil." demişti. "Ne demek gerçek değil?" dedim. "Hayır, öyle biri yok," demişti. Sonra, Noel Baba gibi gerçek dışı olduğu için ağladığımı sanmıştı. Oysa, bizi kurtaracak kadar güçlü hiç kimse gelmeyeceği için ağlıyordum."

Okullardaki eğitim sistemleri, idealizm ve metafizik sistemlerinin doğurduğu esasicilik ve daimicik modellerinin getirdiği; öğrenci merkezli bir anlayış yerine öğretmen merkezli eğitimlerin ve koşullanmaların hayata uyum sağlamakta bıraktığı bozukluklar ve öğrenme adına yetersizliklerin eleştirildiği bu yapımda, basit değişikliklerle büyük adımların atılacağı ve başarıların sağlanacağı istatiksel ve somut olarak gösteriliyor. Aynı zamanda böylesi oluşumların eğitim alanında ve sosyal yaşam ve standartlarında ne denli önemli değişiklikleri getirebileceği de izleyicinin bilgisine sunuluyor.




















DELIVER US FROM EVIL izle

Kutsal Günah:





70 ve 80li yıllarda taciz skandallarının en bilindik ismi olmuş Peder Oliver O'Grady üzerinden din adamlarının pedofili/sübyancılık saplantılarına dikkat çeken Kutsal Günah, inanca ve temsiliyetlerine duyulan sonsuz güvenin insanların hayatlarına ne denli zarar verebileceği hatta hayatı çekilmez kılacağının açık ve çarpıcı bir anlatımı. Dini konumu gereği küçük çocukların ve ebeveynlerinin inançlarını sömürdüğü gibi yaşamlarını da kabusa çeviren O'Grady mahkemede ve belgeselde kurbanlarına yaptığı insanlık dışı tacizlerin öyküsünü anlatıyor.

Bundan daha önemlisi ise böylesi bir sapkınlığın neden var olduğu ve neden dini kurumlarda bu gibi cinsel tacizlere pek sık rastlandığı. Yakın zamanımızda medyadan yine sık sık duyduğumuz ülkemizdeki dini eğitim verilen kurslardaki taciz vakaları gibi Amerika'da da bilinen ve hukuki işlem yapılmış olaylar, gerçek rakamların çok küçük bir kısmını oluşturuyor.

Belgeselde de her zaman olduğu gibi böylesi durumların dini kurumların otoritesini ve güvenirliliğini sarsmaması için örtbas edildiği ve toplum vicdanından gizlendiğini, daha sonra ise mağdur olan ailelerin ise haklarını aradıklarında din düşmanı ilan edildiklerini ve toplumdan dışlandıklarını bir kez daha görüyoruz.




KRISHNAMURTI: THE CHALLENGE OF CHANGE izle

Değişim Mücadelesi: 






Yaşamın ve insanlığın tüm sorunsallarının radikal olarak kökenlerine inmekle ve çözümlemeler yapmakla hayatını sürdürmüş sevgi ve barış dolu bir filozof. Jiddu Krishnamurti 14 yaşındayken Theosophical Society tarafından "dünyanın öğretmeni" seçildi ve ileriki yıllarda adına kurulan örgüt tarafından mesih ilan edildi ancak tüm bunları reddederek örgütü ve etrafında doluşan müridleri dağıtmıştır. Çünkü hiçbir otoriteyi kabul etmediği gibi, kendisinin de otorite olarak alınmasına kesinlikle karşıydı. 

Ezoterik bir topluluk olan Theosophical Society de din ile bilimin arasını bulmaya çalışıyordu ancak Krishnamurti ilahi dinleri ve tanrıları reddettiğinden bu toplulukla da tümüyle ilişkisini kesti. Daha küçük yaşta ezoterik bir güruh tarafından kendi teozofikal amaçları ve beklentileri uğruna bir nevi kurban seçilen Krishnamurti ise; büyük vaadlerle süslenmiş bu rüyadan bir an önce uyanacak ve yaşamın derinlerindeki hakikatlerin peşinden gidecekti. 

Belgeselde konuşmacı tarafından, önce Krishnamurti'nin hayatı ve geçirdiği süreçler anlatılırken, yarısından sonra kendisinin yaptığı epistemolojik, ontolojik ve sosyolojik felsefi irdelemelerden derlenen konuşmalarına yer veriyor. Zorlu ve keskin bir yaşamın öyküsü anlatılırken, izleyiciye de "bilgi"den gelen doyunulmaz derecede farkındalık ve bilinç sunuyor.




NG: GUNS, GERMS AND STEEL izle

Tüfek, Mikrop ve Çelik






Dünya toplumları arasında sosyal, ekonomik, teknolojik ve eğitim gibi birçok alanda neden eşitsizliğin olduğunu düşünüyor hatta buna karşı çıkıyorsanız bu belgesel size cevap olacaktır. Hatta tarih boyunca bazı toplumların diğerlerini nasıl ve neden işgal ettiğini, sömürdüğünü ve üstünlük sağladığını göreceksiniz. 

Afrikalılar neden modern Amerikalılar'dan çok daha fakirler? Bu soru Jared Diamond'a, otuz yıldan fazla bir süre önce, Yeni Gine'nin kumsallarında karşılaştığı Yali adındaki yerli bir adam tarafından sorulmuştu: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu (eşya) varken, neden biz Yeni Ginelilerin bu kadar az?" Yali'nin sorusu Diamond'u gerçekten şaşkına çevirmişti. Antropolojinin en temel konularından birini, toplumsallaşmayı da içeriyor. Tarım sayesinde artı ürün kazanan insanlar toplumsallaşıyor, devlet yaratılıyor, özel mülkiyet doğuyor ve artı ürün sayesinde diğer sosyal, ekonomik ve teknolojik alanlarda gelişim sağlanıyordu.

Afrika: İnsanlığın doğum yeri. Atalarımızın ilk adımlarını attığı yer olarak adlandırılır. Ancak daha büyük bir tropikal medeniyete de ev sahipliği yaptığı daha yeni ortaya çıktı. Bu kıtayı bir zamanlar şehirler ve krallıklar kaplıyordu. Ancak daha sonra arkalarında iz bırakmadan kayboldular. Bu büyük başarıya ne oldu? Prof. Jared Diamond insanlık tarihinde yinelenen bir modeli keşfetmek için yola koyuldu. Bu onu Yeni Gine ormanlarından Peru'nun karlı doruklarına götüren bir yolculuk oldu. Diamond'un araştırması neden tek bir halkın, yani Avrupalı'ların dünyanın çoğunu keşfettiğinin ortaya çıkarmaya çalışıyor. Diamond bunun kökeninde coğrafyanın yattığını düşünüyor.

Coğrafya; Avrupalılar'a yeryüzündeki en verimli ekinleri ve hayvanları vermiştir ve bu onların tüfek, mikrop ve çeliği geliştirmelerine izin vermiştir. Bu üçü insanlık tarihinin ve birbirleri arasındaki mücadelenin en büyük güçleridir. Şimdi Diamond tüfek, mikrop ve çeliğin Afrika'ya geldiğinde ne olduğunu keşfetmek ve bu güçlerin hala hangi rolleri oynadığını öğrenmek için araştırmasının son aşamasına geliyor. Diamond'ın araştırması teorilerden çok daha fazlasını test edecek ve aynı zamanda insanlığın kendisini de sınayacak.





I. Bölüm















II. Bölüm















III. Bölüm









ILHA DAS FLORES izle

Çiçekler Adası






''Bu bir kurgu değildir. Çiçekler Adası gerçekte vardır. Tanrı yoktur.''

İnsanoğlunun yaşamını ve doğasını tüm çıplaklığıyla oldukça sade bir şekilde ele alan kısa ve öz bir belgesel. Ekonomik hiyerarşinin, kapitalizmin, piyasacılığın (commercialism) kısacası mevcut çürümüş düzenimizin hikayesini bu özgün bakış açısıyla tekrar gözlemleyelim. Dengesiz nüfus artışı, gelir dağılımındaki eşitsizlik, savaşa ve toplumsal sorunlara sebebiyet vermesi gibi sorunsalları ve olguları; %30 daha fazla tükettiğimiz dünyamız adına duyarlılık barındıran bir hissiyat ile dile getiriyor.










Facebook: Aşağıdan ''Gönderinin Aslını Gör''ü tıklayın!

HC: HUMAN SACRIFICE izle

The History Channel: İnsan Kurban Etmek






Atalarımız için dünyadaki en kıymetli şey kandı. Çünkü o varoluşun kaynağıydı ve tanrıların insanlardan isteyebileceği en değerli şeydi. İlk çağlardan bu yana insanoğlu tanrı/tanrılar için kurban adamıştır. Önceden beri hayvan kesip, çeşitli meyveleri tanrılarına sunan insanoğlu M.Ö. 500lü yıllarda kurban olarak insan öldürmeye başlamıştır. İnsanoğlu neden insan veya hayvan kurban etme gereği gördü. Bağışlanmak mı istiyordu? Peki kendini bu denli suçlu veya mahçup hissedecek ne yaptı? Bu af dilemenin temelinde ne yatıyor?

Belgeselde gördüğümüz üzere, insan kurban eden toplumların kimisinde kurban edilecek kişi en güzeller arasından seçilir ve kurban edilmek iyi bir şey olarak düşünülür; kimisinde ise kutsal kurallara uymayanlar işkencelerle kurban edilir. Hatta kimileri kendi toplumlarından olmayan kişileri kurban ederlerdi; ki bu yüzden sık sık yoktan nedenlerle savaş çıkarılır, esirler toplanır ve toplu kurbanlar adanırdı.

Bu vahşet hala dünya üzerinde sürmekte. Hala canlılar barbarca kesilip tanrılar için kurban edilir. İnsanın içindeki vahşilik, ilkellik yarattığı tanrıya da yansıyınca ibadeti de zulüm oluyor. Ancak bunu anlamamız, sorgulamamız için belki bu belgesel bize bir kapı açabilir.





THE HISTORY OF THE DEVIL izle

Şeytanın Tarihi






İlahi mitoslardan anlatılagelen boyutlarını bırakarak, epistemolojik olarak şeytanı düşündüğümüzde ne gelir aklımıza? Dinsel tüm tezatlıkları, çelişkili bilgileri gözardı edip düşünelim: Şeytan yargısı nerden geldi, nasıl doğdu? Hangi kültürlerden süzülerek ve yenilenerek, büyüyerek günümüze geldi ve hala daha ne şekilde değişmeye devam ediyor? Kendi başına bir politika olan dinin bir miti olan şeytan, politika içinde nasıl kullanılmakta? Kitle iletişim araçları onun üzerinde oynadıkları oyunlarla toplumun yargı ve vargılarını ne şekilde değiştirdi ve neyi amaçladı?

Zerdüşt'ten, düalist anlayışının doğumundan,eski pagan ve Yunan tanrılarından bu yana şeytan yargısı nasıl değişti, nasıl sıfatlarla ve vasıflarla anıldı? Bunu gözlemlemek adına bu belgesel etkili bir kaynak.

Edinburgh Piskoposu Richard Holloway’in dediği gibi:

''Şeytan hikayeleri anlatmak eğlenceli olabilir ama tarih boyunca çok büyük kötülüklere sebep olmuştur. İnsan yapımı birşeydir. Ama geri tepen bir yapımdır çünkü birbirimize korkunç şeyler yapmamıza sebep olmuş bahaneleri üretmemize yol açmıştır.

Bu nedenle artık cehennemi kapatıp, şeytanı nihayet uzaklaştırıp, ondan ilelebet kurtulma zamanımız gelmiştir.''





ISLAM: WHAT THE WEST NEEDS TO KNOW izle

İslam: Batının Bilmesi Gerekenler







Belgeselde, İslam'ın özellikle savaş eğilimini tetikleyen cihat ve şehitlik kavramı ile buna bağlı olarak gelişen yayılımcı özellikleri inceleniyor. Terörist eylemlerde islam dininin oynadığı rol anlatılıyor. Belgeselde Kuran'dan ve hadislerden örnekler verilerek; güncel olduğu kadar, daha uzak geçmişteki tarihsel olaylara da bu bakımdan bir göz atılıyor. Belgesel daha çok Robert Spencer, Serge Trifkovic, Bat Ye'or, Walid Shoebat ve islamdan hıristiyanlığa geçmiş olan Abdullah Al-Araby'nin yorumlarından oluşuyor.

Kendi içine kapanık bir toplum yapısına sahip olan müslümanlar dışarıya karşı, dinlerini ''barış dini'' diye lanse etmeye çalışıyorlar ve buna kendilerini de inandıyorlar. Ama Kuran'daki barış ve savaş üzerine olan çelişkileri hem müslümanlar hem de kommersiyalist düzendeki müttefikleri hıristiyan ülkesi ABD politikacıları gözardı ediyor. Aslında etmek de istiyorlar. Yoksa müslüman halkın yoğun tepkisini çekmeden nasıl girer petrol avına Amerika? Aslında dinler tam olarak da bu değil mi: Ekonomik çıkarlar ve çıkarlarla yönetim?





















Facebook: Aşağıdan ''Gönderinin Aslını Gör''ü tıklayın!

HC: A HISTORY OF GOD izle

The History Channel: Tanrının Tarihi






A History of God, Karen Armstrong tarafından 1993 yılında yazılmış olan ve temelde 3 büyük dinin tarihsel gelişimini anlatan bir kitaptır. Kitapta paganizmden başlayan insanın tanrı arayışının değişik aşamaları tarihsel süzgeçten geçirilir, semavi dinlerin ortaya çıkışı, gelişimi ve inanç sistemlerinin ilginç noktaları anlatılır. Temelde, tanrı yargısının ve dolayısıyla dinlerin, insanın değişen dünya görüşüne ve yaşam koşullarına göre nasıl değiştiğinin altı çizilir. Üç büyük dindeki farklı bakış açıları incelenir. Hem felsefi, hem de metafizik boyutuyla insanların tanrı kavramını nasıl algıladıklarını ve nasıl deneyimlediklerini, hangi tarihsel olayların ne gibi akımlara yol açtığını ve bunların günümüze kadar ne şekilde geldiğini görmemizi sağlar.

Ayrıca belgeselde tanrıya veya dinlere dair tümden bir eleştiri yapılmamaktadır. Yani tanrı ve yaratılış varsayımlarına karşıt bir duruşu yoktur, ancak belgeselde geçen dinlerin oluşum yapılarının seyri bu mitosların insan ürünü olduğunu görmekte önemli rol oynayacaktır. Diğer yandan islam dinine yönelik bilgilerin eksik olması nedeniyle üstünkörü geçilmiş birçok önemli kusurları dile getirilmemiştir.





Jacque Fresco: Summary izle







Bu yapıt; Zeitgeist'in üç temel belgeselinden bağımsız, ayrı çekilmiş bir videodur. Yine aynı paralellikte olmak üzere kısa, öz ve doyurucu bilgilerle hazırlanmış güzel bir özet.

''İsmim Jacque Fresco, Venüs Projesinin kavramlarından bahsedeceğim. Venüs Projesi: Savaş istemiyorsanız, yoksulluk istemiyorsanız, açlık, işsizlik; tüm dünya kaynaklarının, insanlığın ortak mirası olduğunu anlamak zorundasınız. Tüm yapay sınırlar kaldırılmalı, ki insanlar istedikleri yere gidebilsinler. Küresel bir toplum olmalı. "Tüm ülkeler ilerlesin." diye düşünen çok insan var. Yapamazsınız, çünkü Ruslar ve Çinliler nükleer materyaller üzerinde deneyler yaparlarsa, bu atmosfer tüm dünyaya yayılır. Bağımsız çalışmak gerçekten çok zor. Yani bu şeyleri değiştirmek istiyorsanız, Toplumunuzun işleyişini değiştirmek zorundasınız.''











Facebook: Aşağıdan ''Gönderinin Aslını Gör''ü tıklayın!

Jacque Fresco: Larry King Röportajı izle

Jacque Fresco: Interview With Larry King






Zeitgeist'ten aşina olduğumuz J. Fresco'nun 1976 yılında Larry King'in programına katıldığığı ve Venüs Projesi'nden detaylı olarak bahsettiği bölümün tamamını izliyoruz bu videoda. Larry King programı şöyle açıyor: ''Bu yeni bir bilim: Sosyo-Siber Mühendisliği. Ve bu da yaratıcısı, sıradışı Jacque Fresco. Haber Haftasonu'nda bu haftasonu konuğum. Konuğum sıradışı bir Miamili: Dr. Jacque Fresco. Dr. Fresco'nun yapmış olduğu her şeyin üstünden geçebilirim. O bir sosyal mühendis, endüstri mühendisi, tasarımcı, mucit, Rotorcraft Helikopterleri'nin bir danışmanıydı, Los Angeles'daki Bilimsel Araştırma Laboratuarları'nın Direktörü, X-ray ünitelerinden tasarlama enstrümanlarına pek çok parça tasarladı ve telifini aldı, Mimari Rapor, Popüler Mekanik, Cumartesi Eleştiri'de yazıları basıldı, ve film endüstrisine teknik ve psikolojik danışmanlık yaptı, Hava Kuvvetleri tasarımının ve Wright Sahası'nın gelişme biriminin bir üyesi, elektrostatik anti-buzlama sistemlerini geliştirdi, prefabrike aluminyum evler tasarladı.''











Facebook: Aşağıdan ''Gönderinin Aslını Gör''ü tıklayın!

HC: SALEM WITCH TRIALS izle

The History Channel: Cadılar ve Büyücüler






Realist perspektiften incelemek istersek; dul kadınların 15. ila 17. yüzyıl arasındaki zor yaşam koşulları altında yaşayabilmesi için yaptıkları zoraki bir meslektir. Varolmasının ana sebebi de ekonomiktir. 18. yüzyılın ortası itibariyle cadıların yerini falcılar almıştır. 19. yüzyılın ortalarında; Edebiyat'ın başlıca karakterleri arasına giren cadı; halen günümüzde popülerliğini korumaktadır. Halkı sindirmeye çalışan bağnaz krallıklar kelimeyi anlamının aksi yönünde kullanarak, bilimi ve adaleti savunan insanları suçlayıp sindirmek için kullanmış ve sembolleştirmiştir. Bu sembolun halk üzerinde oluşturduğu dini etkiden yararlanılmış ve aykırıların toplumdan ayıklanması için kullanılmıştır. Avrupa'da binlerce insan cadılık ve benzeri şuçlardan diri diri yakılmıştır. The History Channel cadılar üzerine bu tarihi süreci kapsayıcı ve dökümanter nitelikte ele alıyor.




KYMATICA izle / torrent

Dünyanın Ruhu





Belgesel hayatınızda izleyebileceğiniz en sıra dışı, etkileyici ve didaktik değeri taşıyor. Eleştirel ve sorgulayıcı dökümanter içeriği, çözümleyici arayışıyla birlikte harika bir sürükleyicilik kazanıyor. Her okuduğunuzda başka şeyler anladığınız kitaplar gibi bu belgesel de kesinlikle arşivinizde yer etmesi gerekenlerden.

Kymatica; dünya gezegeni, insanoğlu, dna, arkaik bileşenler, evrensel titreşimler üzerine geniş kapsamlı bir ders veriyor. 2009 yapımı kymatica belgeseli evren bilincine değiniyor. Filmde insanlık tarihinde anlatılagelen sembollerin zaman içinde anlam değişimine uğraması ile çağımızda çözülmesi gereken şifreler haline gelmiş ortak efsanelerin özüne iniliyor. Özellikle filmin yarısından sonraki bölümleri içinizdeki -zaten bildiğiniz ama yüzleşmek için çekimser kaldığınız- bilinci uyandırabilir. Filmin sonunda söylendiği gibi, evrim için seçim yapmalıyız. Evrilecek miyiz yoksa ölecek miyiz? Kymatica dünyanın ruhunu arıyor. Dünyanın ruhu kararımızı bekliyor...