Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Klasik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

ZOMBIE AND THE GHOST TRAIN izle / torrent

Zombie ja Kummitusjuna







Zombie ve Hayalet Tren, sinema tarihinde en kült ve kıyıda köşede unutulmuş nadidelerden biri. Esrarengiz ve bir o kadar da sürükleyici ama başıboş ve terkedilmiş bir karakteri var. Her şey boşlukta ve umarsızca uzaklaşmaktayken, Zombie askere gitmek zorunda kalır. Çok geçmeden toplumdan uzak karakteri göze batmaya başlar ve yaşadığı sorunlardan sonra askeriyeden ayrılır. Yaşadığı şehire geri döndüğünde ise bıraktığı gibi değildir hiçbir şey. Yetenekli bir müzisyen olmasına rağmen bir türlü tutunamaz, günlere ve getirdiklerine. Aşkının da ıstırabını alıp sırtına, kaçarcasına ve tercih etmeksizin Finlandiya'dan İstanbul'a gider. Ama belki de ruhu ebediyen kaybolmuştur...

Galata Köprüsü, İstanbul sokakları ve Black Sabbath'ın Solitude şarkısı filmin ana temasını kurgular. Bu da izleyiciye harika bir seyir sunar.




  



SANTA SANGRE izle




Bir akıl hastanesinde kendini bir kuş zanneden Fenix ile başlar hikaye. Öncelikle biraz garip gelse de, Fenix'în öyküsüne kapılıveriyoruz birden. Anne babasıyla birlikte bir sirkte büyüyen Fenix için yaşam henüz güzeldir. Ta ki annesinin babasının onu aldattığını öğreninceye kadar. Tüm bu olaylara tanık olan Fenix büyük bir travma geçirir ve akıl hastanesine yatırılır. Ancak hikaye bu kadar kısa değildir. Hastane odasının pencerisinden, annesini sokakta onu beklerken gördüğünde, kaçmaya karar verir ve gerçek trajedi şimdi başlar.

Kült filmler başında gelen Santa Sangre'yi sanatsal bir anlayışa sahip olmayanlar kesinlikle izlememeli. Ki böylesi sembolist bir yapım için oldukça yanlış bir tercih olacaktır. Yüksek sanat değerine sahip, hatta sinemayı sanata taşıyan isimlerden biri olan Alejandro Jodorowsky'nin bir diğer eseri Holy Mountain gibi bu yapım da, kült ve klasik sinemaseverlerin filmografisinde olması gerekenler arasında.



CRY FREEDOM izle / torrent






Güney Afrika'daki özgürlük mücadelelerinden bir manzaraya dikkat çekiyor film. "Beyaz Adam"ın Güney Afrika'daki istilası, baskısı ve sömürüsü tüm vahşetiyle devam etmekteyken, direnişteki sömürge halkı, görmezden gelinmekte, terörist, suçlu olarak yaftalanmaktadır. Dünya ve kamu vicdanından saklanan ve görmezden gelinen gerçekler gün yüzüne çıkmak üzeredir. Ki bunun yolu özgürlükçü ve cesur yazar olarak ün yapmış olan gazeteci Donald Woods'dan geçmektedir.

Önceleri; liberal gazetecinin gözleri, diğer beyazlar gibi gerçeklere ve vahşi sömürüye kapalıdır. Yalnız yasaklı siyahi eylemci Steve Biko ile tanışması ve olaylara, medya ve beyaz adamın aracılığı olmadan tanıklık etmesiyle tüm serüven değişecektir. Artık direnişin ve başkaldırının gözü ve sesi olacak olan yazar, "Beyaz Adam"ın çektiği perdeyi düşürecektir. Güney Afrika kendi özgürlüğüne kavuşana dek, bir dolu mücadele seyri sizleri bekliyor.



  



A MAN FOR ALL SEASONS izle / torrent






Filmin ismindeki gibi o "tüm zamanların adamı!" Çoğumuz onu tanıyor, üstelik o tüm hayatımızda ve insanlık tarihinde yeni bir şeyin yaratıcısı: Ütopya.  Thomas More ilk "ütopya"nın yazarıdır ve politik hayatımızda olduğu gibi tüm edebiyat ve sanat alanında da yenilikleri ateşlemiştir. Hayatında yazar, hukukçu, din ve devlet adamı olarak birçok görev yaptı ama hepsinden önce hümanist ve erdemli bir bilgindi.

Düşüncelerinden ve vicdanından ödün vermemek pahasına, Kral VIII. Henry'ye ve onun otokrasi anlayışına karşı çıkınca, topyekün karalama kampayalarıyla birlikte hem görevinden hem de canından olur. Ama Thomas More tarihte onurlu ve erdemli bir aydın olarak kaldı. VIII. Henry ise adi bir acımasız ve zevke düşkün hovarda bir kral olarak anıldı hep.

Kararlı ve düşüncelerinden ödün vermeyen bir devlet adamı olan Thomas More, Kral VIII. Henry nazarında gün geçtikçe kademe kademe yükseliyordu. Artan bir ilgiye karşılık, düşmanları da çoğalıyordu. Toplum ve devlet üzerine düşünceleri zamanın önemli düşünürlerinden Erasmus'un bile takdirini toplayacaktı ve Deliliğe Övgü kitabını ona adayacaktı. Ki her şey; Kral VIII. Henry'nin İngiliz kilisesinin başına geçme arzusuna karşı çıkmasıyla siyasi hayatını sonlandıracaktı. Ardından kralın eski eşinden kurtulup yeni biriyle evlenmesine karşı çıkınca (ki bu dönemin kanunlarına ve kilise inancına aykırıdır) idamı ilan edilecekti.



  


YELLOW SUBMARINE izle / torrent






The Beatles'ın hayal ve psychedelic dünyasında kaybolmak için daha iyi bir seçenek olabilir mi, bu filmden başka? The Beatles'ın aynı isimdeki şarkısı üzerine kurulu olan 1968 yapımı bu animasyon filmin, başrollerinde The Beatles üyeleri; John Lennon, Paul McCartney, George Harrison, Ringo Starr yer almakta.

Kısaca fantastik bir dünyada geçen hikayede, dünyadaki çarpık birçok köklü toplumsal yapılar eleştirel olarak ele alınır. Naif bir savaş ve düzen karşıtlığı tüm tatlılığıyla karşımızdadır. Bu psychedelic filmde; sevgi ve barış tüm dünyayı değiştirecektir.

Pepperland'da her şey tüm neşesiyle, sanat ve müzikle dolu sürüp giderken, Kötü Maviler gelip, ülkeyi işgal ederler. Tüm müziği yasaklarlar ve bu ülkedeki tüm sevgi, neşe ve renkleri kuruturlar. Lord Amiral ise bu istiladan sağ kurtulan tek Pepperland'lıdır. Denizaltıya binip işgal ülkesinden kaçmayı başarır. Londra'ya vardığında The Beatles üyeleriyle karşılaşan Lord Amiral yardım ister ve bu güzel ülkeyi sevgi ve müzikle kurtarmak için yola koyulurlar. Fantastik, sürrealist, sembolik ve psychedelic bir yolculuk şimdi sizleri bekliyor. (Görüntü kalitesini 720 seçip filmi HD izleyebilirsiniz)





IPHIGENIA izle / torrent






İfigenya (Iphigenia), dinlerin çocukluk çağında bir insanlık hikayesi. Bir çocuğun yaşam mücadelesi, bir annenin dramı, bir babanın krallık hükümranlığını koruma korkusu. Felsefe tarihine geçmiş bu gerçek hikayede; dinlerin peydahladığı korkuyu, kontrolü ve diktayı, metafordan çok hazin bir acıyı taşıdığını, savaşın getirdiği ilkelliğin sonucu tekdüze ve dayatılmış her buyruğa boyun eğmeye hazır bir toplum yarattığını ve karanlıkların bu en köhne hali karşısında bir kralın bile duramadığını, inançların -düşündüğümüzde- bizden ve tüm insanlık tarihinden neler koparıp götürdüğünü görüyoruz.

Agamemnon Truva'ya karşı savaştadır. Ancak ordusunda da salgın yayılmakta ve ilerleyememektedir. Çünkü gemilerinin ihtiyacı olan rüzgar tersten esmektedir. Kahin Kalkhas, av tanrıçası Artemis'in Agamemnon'a kızgın olduğunu duyurmuş ve savaşı ancak bir kurban verilerek kazanılacağını telkin etmiş ve inandırmıştı herkese. O kurban Agamemnon'un kızı Iphigenia idi. Agamemnon önce savaşı kazanmak adına bu son kozu kullanacak ama sonrasında kızından vazgeçmek korkusu karşısında titreyecekti. Adi bir  inanç oyununun karşısısında bir kraldan çok babanın, annenin ve kurban kızı masum Iphigenia'nın mücadelesi başlamış olur.




LAST EXIT TO BROOKLYN izle / torrent






Daha çok Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem For A Dream) kitabıyla ve aynı isimde sinemaya uyarlanmış filmiyle (2000) ünlenmiş olan yazar Hubert Selby'nin, Brooklyn'e Son Çıkış (Last Exit to Brooklyn) adlı kitabından aynı isim ile sinemaya uyarlaması (1989) bu nadide film. Çok geçmeden diğer uyarlaması gibi klasikler arasına girmiş film muhteşem özgün değerini hala koruyor.

Bu filmde yorum yok, başrol yok... Her şey tüm çıplaklığıyla gözünüzün önüne seriliyor. Edebiyat ve sanatta natüralizm akımının bilindik ilkesi gereği "doğanın aynası olmak" kuralı adına yeraltı yaşamının tüm çıplaklığı ve gerçekçiliği tarafsız ve yorumsuz bir şekilde aktarılır okuyucuya ve aynı şekilde izleyiciye. Kitapta olduğu gibi filmde de tüm karakterler, gerçek hayatta yaşayan ve karşılaştığımız insanların yaşamını temsil ediyor.

Yaşam adına sarfedilmiş tüm mücadeleler vardır burada. İşçilerin sözüm ona "şanlı grev"leri, direnişleri vardır, bağımlıların en iyi geceği kotarma sevdaları vardır, "batı dünyasının en güzel göğüsleri"ne sahip fahişenin 10 saniyede her istediği subayı tavlama yarışı vardır, en iyi altın vuruşu yapacak travestinin sevdası ve toplumsal gerçeklerle yüzleşmesi vardır. Toplum vardır, din, ahlak, kapitalizm, uyuşturucu ve yeraltı yaşamı vardır. Yani hayatımızın kısaca tüm çıplaklığıyla özeti... Yazar tümüyle yorumu size bırakıyor. Buna cesaretiniz varsa...







EQUUS izle / torrent






Altı atın gözlerini metal bir cisimle oyan 17 yaşındaki bir genç seyisin, vakasını incelemek için Psikiyatr Martin Dysart ortaya atılır. Nevrotik bir vaka olduğuna dair hiç şüphe edilmeyen genç seyis Alan Strang'ın öyküsü derinleştikçe, insanlığın sorunları da derinleşir. Masaya yatırılan aslında Alan ile insanlıktır. İnsanlık Alan üzerinden sorgulanır. Normal olan, olağan olan, hatta olması gereken nedir? Nedir bizim istediğimiz?

Bizim gibi olmayanlara etiket vurup, ötekileştirmek ne kadar etik ya da gerçekçi? Tüm bu arayış için de Allen de kendiyle yüzleşir ve isyan eder, hatta tanrıya bile. Kim bilir onun tanrıları atlardır. İsyanı ve öfkesi de bunadır.

1977 yapımı bu film, Peter Shaffer'ın oyunundan uyarlanmıştır. Oyunculuğuyla dikkat çeken film, sinemaya uyarlamasıyla da dikkat çekiyor. Hem sanatsal olarak, hem kurgusal ve konu olarak kaçırılmayacak bir film.



  



THE HOLY MOUNTAIN izle / torrent






Sembolik olarakl İsa'yı betimleyen bir karakter üzerinden dini ve toplumsal birçok kurum ve olgular eleştiye tutulurken, filmde sinema tarihinde zor karşılanacak türden bir keyif sunuluyor. Yapımını aynı zamanda The Beatles'ın danışmanlığını da yapan Allen Klein'ın üstlenmesinden de anlaşılacağı üzere filmin psychedelic teması da öne çıkan önemli özelliklerden biri.

Böylesine sanatsal ve yüksek kültüre özgü bir yapımı özetlemek ne kadar zor olsa da kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında klasik eser değerini koruyor. Öncelikle bizi başka başka dünyaların seyrine tutarken sonrasında kutsal dağa doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Ve filmin eleştirel tematik kurgusu içerisinde, bu yolculukta bir İnsanoğlu ve kültürel icatları topa tutuluyor. Filmin 1973 yapımı olduğu göz önünde tutulunca ve karşı kültür ve kült değeri ayrıca gözü doyuruyor film boyunca.








BRAVE NEW WORLD izle / torrent

Cesur Yeni Dünya: 







Felsefede ilk distopya örneği olan Aldous Huxley'in Brave New World (Cesur Yeni Dünya) bilim-kurgu kitabından başarılı bir şekilde uyarlanmış harika bir film. İnsanlığın gidişatının olası geleceği kitapta olduğu gibi filmde de eleştiriliyor. Bunu yaparken de zaman ve mekan, modern sinemada az görülür bir gerçeklikle ve özenle sunuluyor.

Teknolojik olarak gelişmiş ama hala bir hiyerarşi sınıfının olduğu, yine de her sınıfın mevcudiyetinden memnun kaldığı, savaş ve yoksulluk yok edilmiş ama yine de sistemin önem kazandığı bir dünya halini görüyoruz. Tüm toplumsal hareketler kontrol altındadır: cinsel yaşam, üreme teknolojisi, ojenik uygarlık ve eğitimin hipnopedi ile sağlandığı bir düzen.

Ancak dış dünyaya kapalı kalmıştır bu "Cesur Dünya". Ve artık "Vahşi" olarak anılacak John'un bu dünyaya gelmesiyle ortalık biraz karışacaktır. Hiyerarşi ve düzenin olmadığı bir yaşamdan gelen John, çok sorgulayıcı ve birazdan anlamsız gelecektir çünkü bu kurguya. Bu karmaşanın içinde akıntıya kapılmışcasına ilerlerken, John ve Cesur Yeni Dünya için de bir şeyler çözülmeye başlamıştır.




  



THE TIN DRUM izle

Die Blechtrommel / Teneke Trampet:






Oscar doğduğunda, annesi teneke bir trampeti olacak demişti ve Oscar teneke trampetini eline aldığında bir daha hiç bırakmayacaktı. Üç yaşına geldiğinde büyük insanların hayatlarını görünce artık bir daha hiç büyümemeye karar verdi. Ailesindeki iç huzursuzluk, bireysel arzular ve bunalımlar, toplumsal çatışmalar ve savaş sürerken Oscar büyümeyi neden isteyecekti ki? Savaşın ve yıkımın sürdüğü bir çağda onun en büyük silahı teneke trampetiydi ve onu elinden almaya çalıştıklarındaysa tiz çığlığı. Sesi öyle yüksek bir perdeden çıkıyordu ki, bir camı bile un ufak kırabiliyordu sesiyle.

Nazizmin yükselişe geçtiği dönemden başlayarak devam eden film "insan"ın birçok davranışını ve yaşamını bir çocuğun gözünden ele alıyor ve eleştiriyor. Oldukça zor bir kurguya sahip olsa da Alman yazar Günter Gras'ın aynı isimli kitabından başarıyla filme uyarlanmıştır. Birçok sembolleştirme ve göndermenin olduğu bu yapımda eleştiriler de yine aynı incelikte yapılıyor. Film Oscar gibi bir karaktere, 13 yaşında bir çocuk oynatıldığı için de yasaklanmıştır ancak bu da toplumun cinsellik üzerine değer yargılarından kaynaklanmaktadır elbet. Ki bu yüzden seksüel açıdan da sınırları zorlayan özgün bir değer taşıyor.





ZARDOZ izle






Kurgusu ve hikayesiyle tanrı yargısını ve doğumunu çok farklı bir dilde ele almış ve başarıyla işlemiş bir yapım. Zardoz; tanrının ve devamında mitosların, peygamberlerin, dinvari tarikatların doğuşuna olası bir varsayımla bakıyor. Aynı zamanda distopik bir kurguyla gelecekteki ve/veya geçmişteki yaşamlara gönderme yapıyor. 1974 yapımı bu film, 2293 yılına kurguladığı hikayesiyle de son derece özgün bir içeriğe sahip.

Diğer canlılara göre bilimsel birikim ve sosyal olarak daha ileri düzeyde evrilen bir grup kendilerini dış dünyadan izole ederek kendi yaşam alanlarını yaratırlar. Ancak yine de tarıma muhtaçtırlar, ki kendileri de bunun için çalışmak yerine dış dünyadaki ilkel insanları eğiterek tarım yapmalarını ve kendilerine sunmalarını sağlarlar. Onlar seçilmişlerdir ve onlarla kontak kuran, havada yeçekimine karşı dolaşan taştan bir kafa da tanrı rolünü üstlenmiştir. Daha birçok yönüyle ilginçliğini koruyan hikayesiyse sahibinin şu sözleriyle başlıyor:

"Ben Arthur Frayn ve de Zardoz. 300 yıldır yaşıyorum ve ölmek için can atıyorum, oysa artık ölmem olanaksız. Ben ölümsüzüm. Şimdi size gizem ve entrikalarla dolu, çok alaycı, bir o kadar da yergi yüklü öykümü anlatacağım. Öyküm, olası bir geleceğin derinliklerinde geçiyor, yani anlatacaklarım henüz olmadı. Ama olabilir. Sonunuz bana benzemesin, dikkatli olun! Bu öyküde ben, işim gereği düzmece tanrı, zevkim için de büyücü rollerini üstlendim. Merlin'i kendime örnek aldım. Ben kukla ustasıyım. Birazdan göreceğiniz pek çok karakteri ve olayı ben oynatıyorum. Oysa ben de eğlenin ve iyi vakit geçirin diye uydurulmuş bir hayal ürünüyüm. Ya siz zavallı yaratıklar, kimin marifetiyle çıktınız çamurun içinden? Yoksa tanrı da mı, gösteri dünyasına girdi?"





WALL STREET izle

Borsa:






Amerikan rüyasına inanan bir broker olan Buddy Fox, Wall Street'ın büyük çakalı Gordon Gekko'nun eline düştüğünde hayallerinin tutsağı olur. Ne yönde yol alacağından emin bile değilken, borsanın ve iç ilişkilerinin oyunlarıyla tanışır, kendini Gekko'nun yanında güvende hissetmesine rağmen hırsı, kaybetmesine yetecektir.

Oliver Stone'un yönettiği film; ekonomiye içeriden attığı bakışın ve insanlar üzerindeki güdülenmesinin yanı sıra Charlie Sheen ve Martin Sheen'in baba oğul oynadığı ve Michael Douglas'ın da sağlamlaştırdığı kadrosuyla iyi bir oyunculuk seyri veriyor izleyiciye.





DANTON izle






Fransız devrimi sonrasını ve yaşanan olayları Georges Jacques Danton'ın gözünden anlatan klasikleşmiş bir yapım. Daha sonradan olası bir karşı devrime mani olmak için kralın idamına evet oyu kullanmış Danton, Jakobenler külübüne üyeyken, "Bu kadar terör fazla!" diyerek, Desmoulins ile birlikte insaflılar külübünü (Club des Cordeliers) kurar ve eski arkadaşı Maximilien Robespierre ile çatışmaya başlarlar. Zamanla Robespierre diğer Jakoben üyelerinin baskısıyla, Danton ve arkadaşlarının yaptığı muhalefete dayanamaz ve idam edilmeleri için yargılanmalarını söyler. Mahkemede hatiplik yeteneğiyle, mahkemeye karşı halkın gücünü arkasına alsa da, heyet davayı halka kapalı şekilde devam ettirerek idamlarına karar verir.

Devrim sonrası, cumhuriyeti halka benimsetmek, devrimi korumak ve sürekli kılmak için ve de karşı devrimi, darbe girişimlerini engellemek için baskıcı, muhafazakar, statükocu ve dikta bir konuma sürüklenen devrimci yönetimin, devrimin doğasından ve diyalektiğinden uzaklaşmasını, demokrasiyi savunurken oligarşik ve totaliter bir yönetime dönüşmesini ve jakoben -ki ülkemizdeki devrim sonrası cumhuriyetçi hükümetlerin yönetimlerinde de işleyen süreç böyle anılır- bir anlayışın nasıl yönetime ve kurumlarına hakim olduğunu gayet açık ve somut bir dille sergiliyor ve eleştiriyor.

Danton yargılanırken şu sözleriyle karşılık veriyor:

"Bir insan ne kadar güçlüyse, onu o kadar sert ezmeye çalışırlar. Bu asla şaşmaz. Birini yok etmeye karar verdilerse; ona bütün suçları yıkarlar. Bu yöntem artık eskidi ama anlaşılan, modern zamanlar boyunca geliştirmişler. Hukuku ona hizmet etmek bahanesiyle unutturmak istiyorlar. Aynı zamanda "iktidarın her zaman korkuyla komşu olduğu inancının kaybolduğu" yalanını aşılıyorlar. Dürüst insanlar politikadan hep rahatsız olmuştur, bugün çok daha fazla. Neden ölmem gerekiyor? Cevap verebilecek tek kişi benim. Ölmem gerek çünkü samimiyim. Ölmem gerek çünkü gerçeği söylüyorum. Ölmem gerek çünkü onları korkutuyorum. İşte dürüst bir adamın katledilmesi için gerekli üç neden."





WEEK END izle

Haftasonu:






Jean-Luc Godard'ın klasik filmlerinden biridir. Anlaşılmak için çok uğraşmayan ama anlatacak çok şeyi olan bir yapım. İnsanlığın bünyesine işlemiş birçok olay ve olguyu sorgularken kimi zaman minimalize ederek, kimi zaman metafor kullanarak anlatmayı seçiyor. Kurgunun temeli sembolleştirmeden oluştuğu için, her şeyden önce bu gerçek sanatsal değeri dikkatli bir şekilde izlemek gerek.

Tüketimciliğe, ekonomik ve sosyal tabakalaşmanın toplumsal yaşama yasımasına, kutuplaşmaya ayna tutan film; tanrı, inanç, şiddet, sanatın işlevi, feminizm ve kadının meta olarak kullanılışı gibi olguları işlerken, toplumun bilim ve felsefe üzerine bilinçsizliği üzerine doğan çatışmaları ve ayrışmaları da gözlemlememizi sağlıyor. Çoğunluğun elit kesim tarafından sömürülmesi ve buna karşı mücadele için kendince yorumlar getirirken, ırk olarak insanoğlunun da diğer canlılar üzerinde kurduğu tahakküm ve sömürüye de eleştiri getiriyor. 1967 yapımı bu klasik film aynı zamanda 1968 gençliğinin eylemlerinde de önemli bir rol oynamıştır.

Haftasonu tatili için yola çıkan burjuva bir çift, kaza geçirirler ve bütün hikaye başlamış olur. Yol boyunca karşılaştıkları insanlar tarafından yönlendirilen çift bir an önce evlerine dönmeye çalışır ancak artık gerçek hayat yeni başlamıştır.





SHAME izle

 Skammen / Utanç:






Kent yaşamından uzakta bir adada yaşamlarını sürdüren, klasik müzik sanatçısı evli çift Jan ve Eva savaşın ayak seslerini duymaya başladıklarında kurdukları mütevazı yaşam alt üst olur. Çift savaşa inanmazlar ve süren savaşın haddinden fazla uzadığını düüşünürler. Adayı işgal eden her iki taraf arasında kalan ve bir kurtuluş yolu bulamayan Jan ve Eva, eski dostları Albay Jacobi ile karşılaştıklarında kurtulduklarını sanarlar ancak onun da bu gücü karşısında beklentileri vardır.

Savaşın getirdiği korku, şiddet, statüko, otorite, kontrolsüz güç ve tanrıcılık oyunlarının sorgulandığı filmde, insanların bu durumlar karşısındaki sorumluluğunu ve doğacak karanlığa karşı mesuliyetini işleniyor. Ingmar Bergman'ın 1968 yapımı bu filmdeki Eva karakterinin söylediği şu sözler filmin ana temasını açıklar niteliktedir:

"Bazen herşey tıpkı bir rüya gibi geliyor. Benim gördüğüm bir rüya değil de, rol almak zorunda olduğum, bir başkasının rüyası. Bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve UTANÇ duyduğunda ne olacak peki?"





I LOVE YOU ALICE B. TOKLAS izle






Amerikan rüyası içinde kaybolmuş, yaşam mücadelesinin içinde kendini unutmuş ve bilindik hayatın seyrine dalmışken Harold, kendini aramaya başlar. Bir avukat olan Harold, ailesinden ayrı hippi yaşamı süren kardeşinden ve yeni kız arkadaşının yaşımından etkilenir ve artık toplumun ve onun ahlakının beklentileri içinde yaşamaktan vazgeçer. Harold gerçek sevgiyi ve yaşamı bulmak için yeni bir yolculuğa çıkacaktır.

Başrolünde Pembe Panter film serisinin kahramanı Peter Sellers'ın oynadığı 1968 yapımı bu filmi daha iyi tanıtmak için başındaki kısa konuşmadan alıntı yapabiliriz.

- Çatlamış duvardaki çiçek, seni çatlaklardan koparıyorum. Kökün ve her şeyinle seni elimde tutuyorum küçük çiçek. Ama eğer seni anlayabilsem, ne olduğunu bilsem, kökünle ve her şeyinle; o zaman tanrıyı ve insanı da anlarım.

- Çok güzel. Ginsberg'ten mi?

- Hayır, Tennyson.

- Ama eğer seni anlayabilsem, ne olduğunu bilsem, kökünle ve her şeyinle; o zaman tanrıyı ve insanı da anlarım. Yani tanrıyı anlamak için, insanı anlamak için önce bir çiçeğin ne olduğunu bilmeliyiz. Çiçek! Ama bir çiçeği nasıl anlarsın, önce kendini tanımıyorsan? Kimsin sen? Kim olduğunu biliyor musun? Bir yol bulmalıyız, onlara sevgi mesajlarımızı göndermek için. Çok geç olmadan, sevme isteği uyandırmalıyız. Sevgi çiçekleri göndermeliyiz. Sevgi keşlerine döndürmeliyiz onları. Sarılıp öpmeliyiz. Sokaklarda, evlerinde, işyerlerinde, zihinlerinde. 






COMING HOME izle

Eve Dönüş:






Kocasının Vietnam savaşında görev aldığı Sally; geriye kalan yalnızlığını unutmak için savaş gazilerinin kaldığı hastanede gönüllü olarak çalışmaya karar verir. Burada ise savaştan bıkmış, ve onun insanlara bıraktığı vahşeti görmüş olan eski okul arkadaşı Luke ile karşılaşacaktır. Luke ise tekerlekli sandalyeye mahkum kalmış bir Vietnam gazisidir. Sally ve Luke yeni bir başlangıç yapacaklardır, tabii sorunlarla beraber.

Bir yanda sevgi toplumun ve tüm hayatın sınırlarını zorlarken diğer yanda savaş her şeyi yakıp yıkmakta, her yönden sakat ve hasta insanlar yaratmakta ve sevgiyi öldürmektedir. Vietnam savaşı merkezinde, savaşın sorgulanmasına, savaşı yaşayanların ve dönenlerin hiçbir şekilde hayatlarına devam edemediklerine, çatışmalar yarattığına ayna tutuyor. Ve bu objektifi önceden beridir savaş karşıtı olanların değil, savaştan önce belli inançlarla avutulan insanların savaşın gerçek boyutuna farkına varmalarının kurgusundan yakalıyor. Savaş üzerine eleştirel bir bakış atan 1978 yapımı bu film, birçok alanda ödüle layık görülmüş ve aday gösterilmiştir.





PUNISHMENT PARK izle

Ceza Kampı:





1970li yılların muhalif gençliğini, özgürlük hareketlerini, savaş karşıtı insanları ve olayları anlatan bununla birlikte Amerikan rüyasını yerle bir eden bir başyapıt. 1970'de Vietnam'daki vahşet sürerken, bunun üstüne Nixon yönetimi bir de Kamboçya’yı işgal eder. Dönemin hippi gençliği ve savaş karşıtı tüm insanlar protestolara başlamıştır ki; Ohio'da Kent State Üniversitesi'ndeki o meşhur 4 öğrencinin ölümü ardından ülke genelinde eylemler sıklaşır.

Buna karşılık totaliter ABD devleti maskesini indirir ve Hitler'den farksız bir şekilde hareket ederek, McCarran Ulusal Güvenlik yasasını yürürlüğe koyar. Bu yasaya göre Nixon, meclisten onay almadan olağanüstü hal ilan edebilir ve polis de şüpheli bulduğu herkesi yakalama, alıkoyma ve kefalet hakkı tanımaksızın mahkemeye çıkarıp, tutuklama gibi insanlık dışı, aşırı yetkilerle donatılmıştı. Filmin yönetmeni ABD'nin nasıl totaliter bir polis devletine dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla anlatmak için; filmin yönetmeni Peter Watkins oyuncuları gerçek polislerden, akademisyenlerden ve savaş karşıtı, kadın hakları savunucusu gibi birçok örgütten insanlar seçmiştir. Bu yüzden filmdeki sahneler gerçekçi ve çoğunlukla doğaçlama geçen diyaloglardan oluşur. Hatta bu filmdeki bir oyuncu polise saldırmakla suçlanmış ve üç yıl hapse çarptırılmıştır. 1971 yapımı bu film ise bir süre sonra dağıtımı yasaklanmıştır.

Ülke çapında savaş karşıtı protesto eylemleri sürerken bir grup eylemci, özel bir mahkeme tarafından yargılanır ve uzun yıllar boyunca hapse mahküm eder. Ancak bunun yanı sıra hepsine bir seçenek daha sunarlar: Ceza Kampı adında çölün ortasına kurulmuş bir yerde eğitim almaları. Ancak ABD senatosunun aldığı karara göre Ceza Kampında caydırıcı cezalar da verilebilmekteydi. Ve polis bu olağanüstü yetkilerle vahşi bir ölüm makinesine dönüşecekti.





THEY LIVE izle

Yaşıyorlar: 







Hiyerarşik commercialist (piyasacı) düzene ve tüm mekanizmalarına sert bir eleştiri silsilesi bu film. Sistemin gerek tüketimle gerek medya ile insanları nasıl kendine itaat ettirdiğine dikkat çekiyor. Bilhassa düzenin bu illüzyonu inşa etmesinde kullandığı hipodermik şırınga modelleri olan başta televizyon ve gazete gibi kitle iletişim araçlarının, insanları nasıl düzene itaat etmeye, tüketmeye ve sorgulamadan uykuya devam etmeye sürüklediğini ifşa ediyor.

Film, dikkat çekici bir şekilde, obskürantizmin (bilmesinlercilik) de görsel olarak yorumlayıcı niteliğini taşıyor. Diğer yandan başta kapitalizmin üretimi elinde tutması ve çoğunluğu sömürüye tabi tutması, bir grup insanın, halkın 'sınıf bilinci'nin farkında olması için çabalaması, çarpık sosyal ve üretim ilişkilerinde insanların 'yabancılaşma'ları, tüketim ve medyanın insanlara dayattığı sahiplilik güdüleriyle yansıttığı 'meta fetişizmi' gibi olguların işlenmesiyle filmin, bir nevi Karl Marx perspektifinden olayları irdelediğini de söyleyebiliriz. Ayrıca medyanın uyguladığı subliminal tekniğe sıkça vurgu da yapılmaktadır. Bu ve daha birçok bakımdan 1988 yapımı They Live, sistem karşıtı filmler arasında kült bir yapım olarak kendi yerini almıştır.

John yaşamını sürdürmek için büyük şehire gelir. Kendi başına bir düzen kurmaya başlamıştır ki, yolun karşısındaki kilisede dönen gizemli olaylar ve sık sık televizyonun frekanslarına giren yayınlar dikkatini çeker. Bir grup bilim insanı tarafından başlatılan toplumsal farkındalığı yayma ve sınıf bilincini bireylere aktarma adına, sürekli tek televizyon kanalı olan kanal 54'ün yayınlarına girerler ve düzenin koyduğu tüketimin boyunduruğunda sıkışmış olan halkı uyandırmaya çalışırlar. John tüm bunlara tanık olduğunda artık bunun uğruna mücadele vermeye başlayacaktır.