Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilimsel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

BBC: DARWIN'S DANGEROUS IDEA izle / torrent

Darwin'in Tehlikeli Fikri:






I Body and Soul

150 yıldır, devrimci bir fikir bütün dünyaya yayılıyor. O, Dünya üzerindeki yaşam ve doğadaki yerimize ilişkin anlayışımızı dönüştürerek yaratılışın gizemlerini çözmeye yardımcı olmuştur. Fakat sadece bilimsel değil çok daha ötesine uzanan bir etki bu. Mirası hayatımızın, kültürümüzün, siyasetimizin ve dini inançlarımızın en derinlerine ulaşarak meydan okuyor. Bizi, insan ahlâkının ve tutumunun, temel dayanaklarını sorgulamaya zorluyor. Ama emperyalizm, savaş ve soykırımın meşrulaştırılması için de kullanıldı. Bu seride size, modern dünyada ortaya çıkan en önemli fikrin serencamını anlatacağım. Darwin'in doğal seleksiyona dayanan evrim teorisi artık, dünyadaki canlılığın temel gidişatının doğru tanımlanması olarak geniş bilimsel kabul görmektedir. Ve tabii bilimsel bir gerçeklik de hiçbir zaman kötü olamaz. Fakat bu fikir o kadar devasadır ki, artık kendine ait bir hayatı vardır. Darwinizmi doğru anlamak, insanlığın en büyük sorunlarının çoğunun kilidine anahtar önerebilir. Öte yandan yanlış anlamak ise doğrudan cehenneme götürür. Darwin'in tehlikeli fikrinin dünyasına hoş geldiniz!



  




II Born Equal

İşte bir soru, ABBA'nın Anni-Frid Lyngstad'ı ile Charles Darwin arasında ne bağlantı var? Cevap, Adolf Hitler. Norveç Nazi işgali sırasında, Anni-Frid Lyngstad, tasarlanmış binlerce bebek gibi genç bir Norveçli ile bir Alman askerinin çocuğuydu. Nazi önderliği bu ilişkileri teşvik ediyordu. Bir arî üstün ırk yaratmak için seçici bir yetiştirme programları vardı. Planları, Charles Darwin'in evrim teorisinin kaba bir manipülasyonundan ya da "en güçlü olanın hayatta kalması"ndan esinlenmişti. Bu programda, Darwin'in teorisinin; kültürü ve siyaseti etkilemek için nasıl kullanılmış olduğunu keşfedeceğim. Darwinist teori, ikinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, ırkçılığı caydırmak ve insan eşitliği fikrini teşvik etmek için kullanılmaktadır. Fakat öncesinde; ayrımcılık, emperyalizm ve kitle katliamlarını meşrulaştırmak için istismar edildi. Naziler; Berlin Wannsee'de, bu villada, Holokost planlarını sonuçlandırmak için Darwin'in evrim teorisinin çok açık bir şekilde saptırılmış bir yorumunu kullandılar. Charles Darwin, böyle bir planı, aklının ucundan geçiremezdi. Ama burada Wannsee'de, Naziler; O'nun "en güçlü olanın hayatta kalması"nı alıp, gezegen üzerindeki yaşamın çeşitliliği ve karmaşıklığı hakkındaki teorisini ezerek çağımızın en şeytani fikirlerinden birinin motoru haline getirdiler.



  




III Life and Death

Gezegenimiz kitlesel bir yok oluşunun ortasında. Her saat, üç türün sonsuza kadar kaybolduğu tahmin edilmektedir. Bu, günde 70, haftada 500, her yıl 27.000 türdür, ki bu onu dünya tarihinin en hızlı yok oluş oranı yapar. Ve nedeni hakkında hiç şüphe yok, bu biziz. Charles Darwin 150 yıl önce, bize yeryüzündeki tüm yaşam arasındaki karmaşık bağlantıları anlamak için anahtar verdi. "Yaşamın hassas ağı"nın bir parçasının sökülmesi veya hasarı başka bir yerde feci sonuçlara neden olabilir. Ama dinlemekte isteksiz ve harekete geçmekte yavaşız. Bu programda, Darwin'in; yeryüzündeki tüm yaşam arasındaki güzel ama kırılgan ilişkiye nasıl gözlerimizi açtığını, onun mirasının tam etkilerini anlamak ve kabul etmek için nasıl mücadele ettiğimizi ve Darwin'in gezegenimizin tarihindeki en büyük felaketlerden birini önlemeye yardımcı olmak için ihtiyacınız olan bilgiyi bize nasıl vermiş olduğunu keşfedeceğim. Belki de kendimiz de dahil olmak üzere, kitlesel tükenişe neden oluyoruz, çünkü yalnız değiliz. Büyük hayat ağının parçasıyız ve bu ağı mahvedersek, kendimiz de gideriz. Bu meydan okumaya cevaplar kolay değil, ama imkansız da değil. Aynı, Charles Darwin'in tehlikeli fikrinin boyutlarını ve önemini ancak bu kadar zaman sonra anladığımız gibi.


  


BBC: Is Everything We Know About The Universe Wrong izle / torrent

Evrenimiz hakkında bildiğimiz her şey yanlış mı? 







"14 Milyar Yıl önce hiçbir şey yoktu.Ne yıldızlar, ne galaksiler ne gezegenler veya insanlar. Sonra birdenbire, ansızın, her şey varoluşa patladı. Evren doğdu. Bilim, gerçekte yaradılış anında cereyan edenin bu olduğunu söylüyor. Her şey, hiçbir şeyden yaratıldı. Nasıl ortaya çıktığımızın keşfi, kozmologların büyük başarısıdır. Beni oluşturan atomlar, bir zamanlar bir yıldızın içinde yaratıldı. Sadece evrenin içinde olan ben değilim, aynı zamanda evren de benim içimde. Kozmologlar, daha önce sadece rüyası görülen tuhaf ve egzotik hadiseleri ortaya sererek, evrenin en derin sırlarını açığa çıkardılar. Gece gökyüzünü şekillendirmiş hadiselerin. Fakat yeni bir kozmolog nesli, temel evren kavrayışımızı sorguluyor. Uzay ve zamanın kökenini anlamamız gerekiyor.

Gerçekte evren neye benziyordu? Bence bunlar büyük sorular. Karanlık maddenin ne olduğunu bilmek isterdim. İşin aslı, bu konuda yıllardır derin bir merak içindeyim. Daha büyük bir gerçeklik bulunup bulunmadığı hakkında meraklanmaya başladılar. Bu daha derin bir fikir için bir çeşit girizgah. Gerçekten, erken evrende meydana gelen şeyler gerçek olamayacak kadar basit. Evrenimiz hakkında bildiğimizi sandığımız her şey yanlış olabilir miydi?"





BBC: HOW ART MADE THE WORLD izle / torrent






İnsanoğlunun kültürel ve sosyal evriminin serüvenine farklı bir anlatımla tanık olun. Yaşamımız, dünyamız hatta yönetilişimiz nasıl bir gerçekliğe sahip. Farkında olmadan hayatımız ve insanoğlunun kaderi nasıl şekillendi ve hala da sürüyor? Tüm bunların ve daha fazlasının cevabını, eğlenceli ve bir o kadar da çarpıcı olan, BBC'nin "How Art Made the World" belgesel serisinde buluyoruz.





I More Human Than Human

Görüntüler hayatımıza hükmeder, bize nasıl davranacağımızı, ne düşüneceğimizi, bizi belirleyip şekillendirir, ama nasıl oluyor da bu görüntüler, resimler, semboller ve etrafta her gün gördüğümüz sanat, bizi yönetiyor? Cevap günümüzde değil ama binyıllar öncesinde. Çünkü antik atalarımız dünyalarını anlatan resimleri çizdiklerinde, bize rehberlik eden görsel bir miras da bırakmış oldular.

Dünyanın en şaşırtıcı hazinelerini keşfedip, zafer yolundaki liderlik mücadelelerini göreceğiz. Yüzbin yıllık tarihe yolculuk yapacağız, Dünya'nın en eski sanat kültürlerinin sıradışı seramonilerine şahit olacağız ve antik sanatın en derin sırlarını keşfedişlerini açığa çıkaracğız.







II The Day Pictures Were Born

Hiç düşünmeden günde yüzlerce kez yaptığımız birşey var. Kesinlikle güvendiğimiz ve garanti saydığımız bir durum. Bazı çizgiler görüp onlara anlamlar verebiliyoruz. Diyebiliriz ki bir şekilden diğerine, renk düzenlemeleri çeşitli anlamlar taşıyor. Görüntüleri anlamlandırabilmek yaşamımızın temel bir parçası. Ya bu yetimiz olmasaydı? Görüntüleri anlayamadığımızı hayal edin, nasıl bir dünya olurdu? Öncelikle, görüntüler ortaya çıkmazdı, tamamen bağlı olduğumuz birşeyleri kaybederdik, Yaşam çıkmaza girer; dünyamızı algılayamaz olurduk.

Antik çağda durum böyleydi; görüntüler ve simgeler yoktu, Şimdi ise hayatımızı görüntüler yönlendiriyor. Bu insanoğlunun görselliğin gücünü keşfedişinin sıradışı hikayesi ve günümüz dünyasını yaratışının.







III The Art of Persuasion

Beyaz Saray'daki başkanlık yarışı dramatik bir noktaya geliyordu, adaylar sandıklarda başa baş durumdaydı, her ikisi de birkaç oy ile öne geçebilecek durumdaydı, Başkan Bush partisinin Madison Square Garden'daki, toplantısına gidiyordu. Bu öne fırlamak için son gerçek şansıydı. Seçilmesi için çok sağlam bir imaj ve etkiye ihtiyacı vardı. Farkında olmasalar da, kullandıkları teknikler modern dünyaya ait değildi. metodları binlerce yıl öncesinde keşfedilmişti.

Sanatın politik gücü antik kral ve imparatorlarca kullanılmış, insanları etkilemek amacıyla imaj ve manipüle çalışmaları yapılmış ve günümüz modern politikacıları da bu yöntemlerden yararlanıyorlar. Bu antik liderlerin görsel manipülasyonu kullanış hikayesi bu güçleri halen üzerimizde etkili oluyor. 







IV Once Upon A Time

Ben ve yüzlerce insanı buraya; Londra'da Leicester Meydanı'ndaki film galasına getiren nedir? Cevap hikaye anlatmanın harika bir yolu olan sinema. Bizleri dehşete düşüren, neşelendiren, ve bize ilham veren hikayeler, ancak görsel hikaye anlatımı yeni bir olay değil. Bugünkü filmler bile aslında çok eskilerde keşfedilen teknikleri kullanıyor.

Binlerce yıldır, sanatçılar hikayelerini canlandıracak yöntemler üzerinde uğraşıyor, böylece seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bu atalarımızın hayalgüçlerimizi şekillendiren filmleri nasıl yaptıklarının hikayesidir.







V To Death and Back

Hayatlarımızın her günü, binlerce farklı görüntünün bombardımanı altındayız. Bizi birçok farklı yönde etkileyen imajlar, fakat bunların arasında ektisi benzersiz, bir tanesi var ki, bizi hem korkutup hem de rahatlatabiliyor. Ama bizi yönlendirirken, aynı zamanda da emin olmamızı sağlıyor. Bu ölümün görselliği.

Bu gençler hayatlarında daha önce hiç ölü birini görmemelerine rağmen, bu resimlerin büyüsüne kapıldılar e yanlız da değiller. Çünkü, farkına varsak da varmasak da, hepimi zölüm imajından etkileniyoruz, yanlız başımıza da olsak veya başkalarıyla, mezarlar ve anıtlar hep ölüm adına yapılıyor fakat neden? neden etrafımızı ölümü hatırlatan imgelerle donatıyoruz? Cevabı modern dünyada değil, binlerce yıl ötede bulabiliriz, insanoğlunun ilk ölüm imajını oluşturduğu zamanlarda. Bu ölümün zihinlerimizi nasıl yönlendirdiğinin hikayesi ve dünyadaki en güçlü etkiye sahip imgeleri nasıl oluşturduğumuzun.







PROJECT NIM izle / torrent






Nim, Oklahoma'da bir primat merkezinde doğan bir şempanze. Bir insan pisikolojisi testi için henüz bebekliğinde annesinden ayrılması ve sonrasında bu deney için kullanılma hikeyesi anlatılıyor. Deney insan dilinin evrimini anlamaya çalışmak ve Nim'in insanoğlu ile iletişim kurup kuramayacağı
üzerine kurgulanır.

Bir yandan da, canlının duyduğu sevgiye karşılık, yeterince duyarlı davranılmadığında, ihmal edilip denek kurbanı olduğunda nasıl bir travma geçirdiğinin hikayesidir bu. Bir canlının nasıl bizim gibi duygularla yaşadığını, hissettiğini, sevdiğini ve sevgisizliğimiz yüzünden nasıl depresyona girebileceğini ve hayatını tümüyle bu işkence içinde geçireceğini seyredin. Ki belki de Nim denek olarak kullanılanların en şanslısı. Dirikesim merkezlerindeki canlılara ticari kaygıları giderecek bilgileri temin etmek için nasıl işkence edildiğini düşündüğümüzde. 

Nim'den istedikleri bilgi bir maymunun insanla iletişim kurup kuramayacağıydı. Nim onlarla iletişim kurmayı başarabildi ancak profesörler ve akademisyenler onunla ne kadar iletişim kurmayı başarabildi? Bu biraz düşündürücü... Nihayetinde evrimi anlamak, bilime yön vermeye çalışmak, insaniyeti anlamamıza yetmiyor, duyarsızlığımızın önüne geçemiyor. Nim gibi nice milyon canlı bu homosantrik toplum yapımızın kurbanlarına sahip insanoğlu tarihinde.





  



BBC: THE CENTURY OF THE SELF izle / torrent





Bundan 100 yıl önce, Sigmund Freud tarafından insan doğası hakkında yeni bir teori ortaya atıldı. "Her insanın zihin derinliklerinde saklı ilkel cinsel ve saldırgan güçler" keşfettiğini söylüyordu. Bu güçler kontrol edilmediği takdirde, bireyler ve toplum kaos içinde yok olmaya sürüklenebilirdi. Bu belgesel serisi, iktidarı elinde tutanların kitlesel demokrasi çağında, tehlikeli kalabalıkları kontrol etmek için Freud'un teorilerini nasıl kullandıklarını anlatıyor. Kalabalıklar, kitle davranışı ve onları kontrol etmek adına nelerin nasıl yapıldığını çarpıcı etkisiyle ve anlatımıyla konu alan bu belgesel serisi 4 bölümden oluşuyor.


  





I Happiness Machines / Mutluluk Makineleri:

Hikayenin merkezinde sadece Sigmund Freud değil, Freud ailesinin diğer üyeleri de yer alıyor. Bu bölümde Freud'un Amerikalı yeğeni Edward Bernays'den bahsedeceğiz. Günümüzde Bernays neredeyse tamamen unutulmuştur. Fakat 20. yüzyıldaki etkisi neredeyse amcası kadar büyüktür. Çünkü Bernays, Freud'un insan hakkındaki fikirlerini alıp, kitlelerin manipülasyonu için kullanan ilk kişiydi. Seri üretim mallarını insanların bilinçdışı arzularıyla ilişkilendirerek, ihtiyaçları olmayan şeyleri istemeleri için insanları nasıl ikna edeceklerini Amerikan şirketlerine ilk gösteren kişiydi. Buradan yola çıkarak kitleleri kontrol etmenin yollarına dair yeni bir siyasi fikir oluşacaktı. İnsanlar, içlerindeki bencil arzular tatmin edildiğinde mutlu olurken, aynı zamanda uslu çocuklar haline geliyorlardı. Bugün bütün dünyayı saran, sadece tüketen insan modeli böyle başlamıştı.






II The Engineering Of Consent / Rıza Mühendisliği:

Bilinçdışına giden ana yol. Sigmund Freud'un bilinçdışı hakkındaki düşüncelerinin, savaş sonrası Amerika'sında kitleleri kontrol etmek amacıyla iktidarlar tarafından nasıl kullanıldığını anlatacağız. Politikacılar ve planlamacılar şuna inanıyordu: Bütün insanların içinde saklı, tehlikeli irrasyonel korkular ve arzular olduğunu söyleyen Freud haklıydı. Bu içgüdülerin dışarı çıkmasıyla birlikte, Nazi Almanya'sındaki barbarlıkla karşılaştığımızı düşünüyorlardı. Bunun yeniden olmasını engellemek için, insan zihni içindeki bu gizli düşmanı kontrol etmenin yollarını aramaya koyuldular. Hikayenin merkezinde, Sigmund Freud'un kızı Anna ve yeğeni Edward Bernays bulunuyor. Bernays, halkla ilişkiler mesleğini icat etmişti. Amerikan halkının zihinlerini yönetmek ve kontrol altında tutmak amacıyla çeşitli teknikler geliştirmek için Amerikan hükümeti, büyük şirketler ve CIA tarafından Freud ailesinin fikirleri kullanıldı. İktidardakiler, demokrasinin işlemesini sağlamak için tek yolun dengeli bir toplum yaratmak olduğunu, normal Amerikan yaşamının hemen altında gezinen vahşi barbarlığın bastırılması gerektiğini düşünüyorlardı.






III There Is Policeman Inside All Our Heads. He Must Be Destroyed / Hepimizin Kafasında Bir Polis Geziyor. Onu Yok Etmeliyiz:

Bu bölümde, Sigmund Freud'un bilinçdışı hakkındaki fikirlerinin, iktidardakiler tarafından kitleleri kontrol etmek için demokrasi çağında nasıl kullanıldığını anlatacağız. Geçen bölümde, Freud'un düşüncelerinin 1950'lerde Amerika'da nasıl yayıldığını anlattık. Bu düşünceler, Freud'un kızı Anna ve halkla ilişkileri icat eden yeğeni Edward Bernays tarafından pazarlanmıştı. Bernays, Freud'un teorilerini reklam ve pazarlamanın kalbine taşıdı. Her ikisine göre de, bütün insanların içinde gizli bir irrasyonel kişilik vardı. Bu kişilik, hem bireyin iyiliği için, hem de toplumun dengesi için kontrol altında tutulmalıydı. Ancak Freud'lar iktidardan devrilmek üzereydiler. Rakipleri, onların insan doğası hakkında yanıldığını söylüyorlardı. İçteki benlik bastırılıp kontrol edilmek yerine, kendini ifade edebilmesi için teşvik edilmeliydi. Böylece yeni bir güçlü insan türü ortaya çıkacak, daha iyi toplum oluşacaktı. Fakat aslında bu devrimden çıkan şey tam tersiydi. İzole olmuş, savunmasız, ve en önemlisi açgözlü bir benlik. Şirketler ve siyaset tarafından manipüle edilmeye daha öncekilerden çok çok daha yatkın bir kişilik. İktidardakiler artık benliği kontrol etmek için onu bastırmaya değil, sonsuz arzularını beslemeye başlamıştı.






IV Eight People Sipping Wine in Kettering / Kettering'de Şarap Yudumlayan Sekiz Kişi:

Bu, günümüz toplumuna hükmeden bir düşüncenin yükseliş hikayesi. Tüm istek ve arzularımızı tatmin etmenin önceliğimiz olduğu söylenir. Bugün, her istediğinize nasıl sahip olacağınızı anlatacağız. Geçen bölümlerde benliğin yükselişinin iş hayatıyla beraber nasıl teşvik edilip geliştiğini gördük. Sigmund Freud'un fikirlerini kullanarak, bireyin içsel arzularını okuma teknikleri geliştirip onları ürünlerle beslediler. Final bölümümüz bu düşüncenin nasıl politikayı ele geçirdiğiyle ilgili. Hem İngiltere hem de Amerikadaki sol görüşlü politikacıların bu teknikleri gücü kazanmak için nasıl kullandıklarıyla ilgili. Daha iyi ve yeni bir demokrasi formu yarattıklarına inandılar. Öyle ki bireyin iç hislerine tamamen yanıt veren bir form. Ama politikacıların gözden kaçırdığı şey bu tekniklerin çıkarılmasına neden olan düşüncenin aslı insanları özgürleştirmeyi amaçlamıyor, günümüz kitlesel demokrasisiyle onları kontrol edecek yeni bir yol amaçlıyordu.




GOD, THE UNIVERSE AND EVERYTHING ELSE izle / torrent






Belgeselde, zamanın başladığı andan da öncesi, evren, kara delikler, tanrı, bilimin yasaları ve yıldızların sırları; Stephen Hawking, Carl Sagan, ve Arthur C. Clarke tarafından ele alınacak. Son kuramı üzerinde çalışan Hawking, teknoloji günlük yaşama girmeden çok önce iletişim uydusunu keşfeden Arthur C. Clarke ve insanlığın mesajını nasa uydusuyla yıldızlara ilk yollayan Carl Sagan bu bilimsel söyleşi içinde evrene ve bize dair birçok konuyu eğlenceli bir havada ele alıyorlar.

1988'de Magnus Magnusson'un sunduğu bir TV programı olan belgesel tadındaki bu video, büyük patlamadan karadeliklere, güneş sisteminden galaksilere, solucan deliklerinden zamanda yolculuğa ve daha birçok olgu ve konuyu ele alıyor ve izleyiciye olabildiğince basit bir dilde sunmaya çalışıyor.







FOOD MATTERS izle / torrent






Sağlık ve ilaç sektörünün insanoğlunun ve yaşamın faydasına değil, büyük şirketlerin rant ve kazançlarına göre çalışan, basit ve çıkarcı birer kuruluşlara dönüştüğünü anlatan, bunları bilimsel ve kayıtlı verilerle izleyicinin bilgisine sunan belgesel; artık tüm insanların yaşamlarının sağlık adına sömürüldüğüne karşın radikal kararlar almasını bekliyor. Belgeselde de geçtiği gibi "sağlık para etmiyor!" ve bu yüzden şirketler tarafından aldatılan hastalar yine onlar tarafından sağlıkları pazara çıkarılıyor. İlaçlar ve yanlış tedavilerle her yıl, yüz binlerce insanın ölümüne neden olan ilaç şirketleri, kendi ürünlerini teftiş eden kurumların finansmanlığı yaptığı gibi adalet sistemindeki ürünleri üzerine karar veren kişilerle de yakın ilişkilerinin olduğu belirtiliyor. Bu da bencil bir kişinin kendi yaptıklarına ilişkin tutumumuzu, yine o kişinin kendi vicdanının kararına bırakmamız kadar tutarsız gözüküyor.

Hipokrat'ın ''Bırak yiyeceğin ilacın olsun ve ilacın yiyeceğin olsun'' sözüyle sunuma başlayan bilim insanları hayatımız üzerine çarpıcı ve sağlık sektörünün piyasacılık anlayışına eleştirel yaklaşımlarını dile getiriyor. "Her hastalık için bir ilaç" anlayışına sahip tıp, endüstrileşen bir yapı içinde artık insanların iyileşmesi için değil, hastalıklarının sürekli kalması ve bunun üzerinden kar sağlamak üzerine varlığını sürdürüyor. Ki bu da en başta şirketlerin yani tüm sistemin işine geliyor. Belgeseldeki bilim insanları ise mevcut tıp endüstrisinin tedavi politikaları haricinde çok daha somut, basit, doğal, radikal ve etkili yöntemleri savunuyorlar. Doğal beslenmenin yanı sıra kanser, tümör ve kalp hastalıkları gibi ciddi hastalıklara karşın kar gütmeyen çözümler üzerinde ısrar ediyor.







THE END OF GOD? izle

A Horizon Guide To Science And Religion / Tanrının Sonu Mu? Bilim ve Dine dair Ufuk Açan Bir Kılavuz:






"1860 yılı. Darwin'in "Türlerin Kökeni" kitabını yayınlamasının üzerinden 1 yıldan az bir süre geçmişti ki, Viktoria toplumu evrim teorisinden rahatsızlık duymaya başlamıştı. Oxford'taki Doğa Tarihi Müzesi bine yakın izleyiciyle dolmuştu. Evrimin savunmasını yapmak, "Darwin'in bulldogu" olarak anılan, Thomas Huxley adında genç bir biyoloğa düşmüştü. Bilim dünyasında, dinin yerinin olmadığını düşünen yeni jenerasyondandı.

Ben bilim tarihçisiyim, burada sürdürülen bu tartışma benim için çok heyecan verici. Bilim ve din arasındaki çatışmanın kaçınılmaz olduğu ve sonsuza dek sürecek amansız bir galibiyet mücadelesi içinde oldukları genel düşüncesinin temelini oluşturdu. Bugün,150 yıl sonra görünen o ki; savaşın galibi bilim oldu. 50 yıllık bilim programlarına doğru geçmişe baktığımda sormak istiyorum: Bu modern bilim çağında tanrıya bir yer kaldı mı?"

BBC yapımı bu belgesel bu soruya cevap ararken, Richard Dawkins, Stephen Hawking ve Brian Cox gibi birçok bilim insanını da konuk ediyor.





GLOBAL WARMING: MEAT THE TRUTH izle

Küresel Isınma - Et Gerçeği:






Fast food ve et üretiminin; tüm arabaların, uçakların, gemilerin, trenlerin vb ulaşım araçlarından daha fazla küresel ısınmaya etki ettiğini açıklayan bu belgesel, hayvanların gıda endüstrisinde sömürülmesi, işkence görmesi gibi etmenlerin yanı sıra küresel ısınmaya karşı önemli bir çözüm yolu olarak, et tüketimini durdurmamızı, hiç yoktan daha az bir düzeye indirmemiz gerektiğini savunuyor. Belgesel, Hollanda Hayvan Partisi'nin parlamento üyesi olan Marienne Thieme'ın sunumuyla alışılmadık ve akıcı seyriyle daha birçok konuda, düşüncelerimizi ve davranışlarımızı sorgulamamızı sağlıyor.

Yaklaşan bir kriz ile karşı karşıyayız. Endüstriyel medeniyet onarılması mümkün olmayan bir tahribata yol açtı. Yüzyılın ortalarına gelindiğinde, 150 milyon çevresel mülteci olabilir. 2100 yılına gelindiğinde 1 ile 3 milyar insanın şiddetle temiz suya ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor. Küresel ısınmanın geldiği son noktanın vahameti herkesçe kabul ediliyor ancak en vahim unsuru göz ardı ediliyor.

Et endüstrisi ve  hayvancılığın sera gazı emisyonları üzerindeki etkisi! Küresel sera gazı emisyonlarının %18'ine hayvancılık neden olurken, arabalar, uçaklar, trenler vesaire tüm ulaşım araçlarının sera gazı emisyonlarındaki etkisi ise sadece %13. Bir düşünün: dünyadaki tüm arabalar, traktörler, kamyonlar, gemiler ve uçakları birbirine eklediğinizde hayvan çiftliklerinden daha az sera gazı yayıyorlar! Bu ve benzeri birçok istatistiksel belgelerle, bilimsel ve akademik olarak ilgili kişilerin danışmanlığında hazırlanan bu belgesel vicdanımıza sesleniyor. Hayvanların canlarına mal olan "et tüketimi"miz nelere neden oluyor?





FORKS OVER KNIVES izle / torrent

Bıçaklar Yerine Çatallar:






Hayatımızın önemli bir alanına hükmeden bir dogmayla daha karşı karşıyayız. Şimdiye dek ilgili akademisyenlerden duyduğumuz ve endüstrileşen, ekonomik mekanizmanın büyük çarklarından biri olan besin sektöründen olan markaların bize sunduğu ve kanıksattığı beslenme şeklimizden artık şüphe etmekten öte, onu değiştirmenin yollarını aramalıyız. Çünkü bize inandırılan; hayvansal gıdalardan gelen proteinin insan vücudu için kaçınılmaz gereklilik olduğu vargısının tamamiyle yanlış bir inanç olduğunu görüyoruz bu belgeselde.

Dünya genelinde sağlığa astronomik rakamlarda bütçe ayrılmasına rağmen yine de kanser, osteoporoz (kemik hastalıkları), şeker, hipertansiyon, prostat, diyabet, kalp gibi daha birçok kronik hastalık yüzünden her gün dünya üzerinden insanoğlu, ölenlerle hafifliyor. Ama beslenme şeklimiz yüzünden dünyada kalanlarla insanoğlu ağırlaşmaya devam ediyor ve bu artış, sorunların da büyümesiyle paralel hızda ilerliyor.

Peki tüm bu sorunların basit bir çözümü olabilir mi? Gayet kapsamlı fakat bir o kadar da doğrudan olduğu için çoğumuzun aklına yatmayıp ciddiye almadığı bir çözüm: Vegan beslenme! Araştırmacıların gittikçe artan bir kısmı, katkı maddeli, işlem görmüş ve hayvansal gıdaları tüketmeyi kesersek ya da epey azaltırsak, en kötü hastalıklarımızın ilerlemesini durdurabileceğimizi, hatta bazen tersine çevirebileceğimizi söylüyor. Tek yapmamız gereken tam besinli bitkisel beslenmeye geçmek.

Belgeselin önde gelen bilim insanları Caldwell Esselstyn ve T. Colin Campbell'in ve daha birçok bilim insanının radikal çalışmalarıyla ortaya koydukları ve hastalar tedavi edilirken gözlemlenen değişikliklerle somutlaşan, hayatımız ve beslenmemiz üzerine edindiğimiz bilgiler, yaşamımızda gerçekleşecek değişikliklerin habercisi niteliğinde.




  



NG: STRESS, PORTRAIT OF A KILLER izle

National Geographic: Stres Bir Katilin Portresi






''Stres; herkesin zihnini kurcalayan, gecelerini çekilmez kılan, dengesini alt üst eden cehennem. Ama durum hep böyle değildi. Bir zamanlar stresin esas işlevi hayatımızı kurtardı. Fakat her şey değişti: Bir zamanlar hayatta kalmamıza yardım eden şey şimdi en büyük kabusumuza dönüştü. Bugün doğada ve laboratuvardaki bilimsel keşifler; stresin bir ruh hali olmadığını, ölçülebilen ve tehlikeli bir şey olduğunu kanıtladı. Bilim insanları stresin ne kadar ölümcül olabileceğini en umulmadık yerlerde ortaya çıkarıyorlar. Stresin; beyinlerimizi ufaltan, göbeğimizi büyüten ve hatta kromozomlarımızı bozan etkileri vücudumuzun derinliklerinde bulunabilir. Kurtarıcı... Zorba... Salgın... Stresin portresi ortaya çıkıyor."

Hepimizin stresle bir ilişkisi vardır ancak çok azımız onun içimizde nasıl işlediğini bilir. Çok azımız modern dünyanın baskısının bizi nasıl bir ölümcül strese itebileceğini anlar. Bu konuda ne yapabileceğimizi bilenlerin sayısı ise çok daha az. Zeitgeist III: Moving Forward'dan hatırlayabileceğimiz nörobiyoloji profesörü Robert Sapolsky'nin çalışmaları da anlatılanlara somutluk katıyor.





NG: GUNS, GERMS AND STEEL izle

Tüfek, Mikrop ve Çelik






Dünya toplumları arasında sosyal, ekonomik, teknolojik ve eğitim gibi birçok alanda neden eşitsizliğin olduğunu düşünüyor hatta buna karşı çıkıyorsanız bu belgesel size cevap olacaktır. Hatta tarih boyunca bazı toplumların diğerlerini nasıl ve neden işgal ettiğini, sömürdüğünü ve üstünlük sağladığını göreceksiniz. 

Afrikalılar neden modern Amerikalılar'dan çok daha fakirler? Bu soru Jared Diamond'a, otuz yıldan fazla bir süre önce, Yeni Gine'nin kumsallarında karşılaştığı Yali adındaki yerli bir adam tarafından sorulmuştu: "Beyaz adamın bu kadar çok kargosu (eşya) varken, neden biz Yeni Ginelilerin bu kadar az?" Yali'nin sorusu Diamond'u gerçekten şaşkına çevirmişti. Antropolojinin en temel konularından birini, toplumsallaşmayı da içeriyor. Tarım sayesinde artı ürün kazanan insanlar toplumsallaşıyor, devlet yaratılıyor, özel mülkiyet doğuyor ve artı ürün sayesinde diğer sosyal, ekonomik ve teknolojik alanlarda gelişim sağlanıyordu.

Afrika: İnsanlığın doğum yeri. Atalarımızın ilk adımlarını attığı yer olarak adlandırılır. Ancak daha büyük bir tropikal medeniyete de ev sahipliği yaptığı daha yeni ortaya çıktı. Bu kıtayı bir zamanlar şehirler ve krallıklar kaplıyordu. Ancak daha sonra arkalarında iz bırakmadan kayboldular. Bu büyük başarıya ne oldu? Prof. Jared Diamond insanlık tarihinde yinelenen bir modeli keşfetmek için yola koyuldu. Bu onu Yeni Gine ormanlarından Peru'nun karlı doruklarına götüren bir yolculuk oldu. Diamond'un araştırması neden tek bir halkın, yani Avrupalı'ların dünyanın çoğunu keşfettiğinin ortaya çıkarmaya çalışıyor. Diamond bunun kökeninde coğrafyanın yattığını düşünüyor.

Coğrafya; Avrupalılar'a yeryüzündeki en verimli ekinleri ve hayvanları vermiştir ve bu onların tüfek, mikrop ve çeliği geliştirmelerine izin vermiştir. Bu üçü insanlık tarihinin ve birbirleri arasındaki mücadelenin en büyük güçleridir. Şimdi Diamond tüfek, mikrop ve çeliğin Afrika'ya geldiğinde ne olduğunu keşfetmek ve bu güçlerin hala hangi rolleri oynadığını öğrenmek için araştırmasının son aşamasına geliyor. Diamond'ın araştırması teorilerden çok daha fazlasını test edecek ve aynı zamanda insanlığın kendisini de sınayacak.





I. Bölüm















II. Bölüm















III. Bölüm









THE 11TH HOUR izle

11. Saat:






"İnsanlık tarihine baktığınızda dünya; üzerindeki iki karmaşık sistemin basit bir ilişkisinden ibarettir: İnsan topluluğu ve Doğa. İnsanlar bu uyumu sürdürdüğü sürece düzen içinde yaşayabilirler. Yapmadıklarında yok olurlar. Günün sonunda herkes çevreyi korumaktan bahsederken, aslında yanlış düşünmüş oluyoruz. Çünkü doğa yaşamaya devam edecek. Yaşamını devam ettiremeyenler bizler olacağız. Ya da parçası olmak istemeyeceğimiz bir dünyada hayatta kalacağız."

Dünyamızın iyi olacağını öğrendik. Başı dertte olan biziz, insanlar. Gezegenimizin tarihinde insanlığın zamanı kısa ancak çok etkili oldu. İnsanlığın var olma mücadelesi endüstri, bilim, tıp gibi alanlar yaratsa da, yeryüzünde yaşamı mümkün kılan hassas dengeyi de doğrudan tehdit eder hale geldi. 55 milyon yıl once dünyaya bir meteor düştüğünden beridir bu kadar fazla sayıda tür yok olmamıştı.

11. Saat değişimin mümkün olabileceği son anı anlatıyor. Film insanlığın nasıl bu noktaya geldiği, dünya ekosistemi üzerinde nasıl bir iz bıraktığımızı ve bu saatten sonra nasıl değişebileceğimizi anlatıyor. Belgeselde tanınmış düşünürler, politikacılar ve Stephen Hawking, David Suzuki gibi 50'yi aşkın bilim insanı bir araya geliyor ve düşüncelerini paylaşıyorlar. Yapımcıları arasında da yer alan ve belgeselin sunumu yapan Leonardo DiCaprio, popüler kariyerinin dışında gerçekten çok etkileyici bir yapıma imza attı.





BBC: FIRST LIFE izle

David Attenborough'den İlk Yaşamı:





Arrival:

''Yaşamın başlangıcını öğrenmek için olağanüstü bir seyahatdeyim. İlk çağlarda dünyanın nasıl oluştuğunu derlemek için yalnızca dünyayı dolaşmayacağım, aynı zamanda geçmişe de gideceğim. Bir kısmının yakın zamana kadar bilinmediği mucizelerle dolu bir yolculuk olacak. 50 yıllık programcılık hayatımda canlı hayatının ihtişam ve karmaşıklığını keşfedebilicek kadar şanslıydım. Şimdi de tüm bunların kökenini keşfetmek ve dünyada var olmuş ilk canlı varlıkları gün yüzüne çıkarmak için yola koyuluyorum.

Bilim insanları yaşayan ilk canlıların nasıl göründüğüne dair çarpıcı deliller buldu. Son teknolojiyi kullanarak ilk yarım milyon yıl içinde yaşayan canlıları hayata döndürüreceğiz. Ortaya çıktıkları ilk andan toprağa ayak basmaya başladıkları ana kadar onları gözlemleyerek, haraket eden bedenlerinin gözlerinin, ağızlarının nasıl oluştuğuna dair bir kanıya varabiliriz. Böylece bildiğimiz hayvanların temel yapısını, yaşayan bu ilk canlıların nasıl oluşturduğunu anlayabileceğiz.''










Conquest:

''Önceki bölümde 600 milyon yıl önce yaşayan basit hücreli canlıların nasıl çok hücreli canlılara dönüştüğüne tanıklık ettik. Bu bölümde ise daha sonra neler olduğunu araştırıcağım. Günümüz canlılarının temel taşının oluştuğu geçmiş zamanlarla ilgili hem fosillerden hem de yaşamakta olan canlılardan deliller toplayacağım. Eklem bacaklı olan bir grup onların büyük öncülerindedi. İlk büyük yırtıcılardı. Gözleri, ayakları ve sağlam bir harici iskeletleri vardı. Karayı ve havayı keşfeden ilk sürüngen topluluklarıydılar.

600 milyon yıl önce dünya bugün bildiğimiz halinden hayli farklı bir durumdaydı. Karalarda hayvanlar ve bitkilerden eser yoktu. Fakat okyanuslar ise tam aksine organizma doluydu. Etraflarında bulunan sudan yiyeceklerini elde eden ilk tarih öncesi canlılar hareketsiz organizmalardı. Ancak canlıların ağızı ve hareket edebilme yeteneğini geliştirmeleriyle evrim kendini gösterdi.''





BBC: DARWIN'S STRUGGLE izle

Darwin'in Mücadelesi Doğal Seçilimin Evrimi:






1859 yazının sonlarına doğru Charles Darwin en önemli çalışmasına son noktayı koymuştu: Türlerin Kökeni. Ama tüm dikkati hala Beagle gemisi ile yaptığı, ünlü yolculuğunda ziyaret ettiği egzotik adalardaydı. Evinin bahçesindeki bir tümsek ona, gezegenimizdeki yaşam çeşitliliğini açıklama getireceği metaforu sağlayacaktı. Darwin doğaya yeni bir bakış açısı getirmiş, türlerin yaratıcının rehberliğinden bağımsız geliştiğini iddia etmişti. Oysa dünyadaki yerleşik inanç bunun tam tersiydi.

Bu Darwin'in 20 yıl boğuştuğu bir sırdı. 20 yıl boyunca kendine daima destek olan eşi Emma, Darwin'in geleneksel inançlara meydan okuduğu için lanetleneceğinden korkuyordu. Birlikte 20 yıl sürecek ve kendilerini zayıf düşürecek hastalıklarla, şüphelerle ve ailevi travmalarla boğuşacaklardı.

Charles Darwin'in hayatını ve ünlü başyapıtı Türlerin Kökeni kitabını merkez alarak, Darwin'in aile hayatı ile doğal seleksiyon üzerine oluşan düşüncelerini ele alan ve etkili bir şekilde bunları izleyiciye yansıtan güzel bir BBC belgeseli.





BBC: WONDERS OF THE UNIVERSE izle

Evrenin Harikaları:






''Neden buradayız? Nereden geliyoruz? İnsan doğasının önemli bir kısmı oluşturan, cevapları bulma isteği doğrultusunda sürekli sorulan sorulardır. Yüz binlerce yıl geriye dönerek insanlığın başlangıcına kadar atalarımızın izini süreriz. Ama gerçekte hikayemiz çok daha uzak bir zamana kadar genişlemektedir. Bizim hikayemiz evrenin başlangıcıyla başlar. Hikayemiz 13,7 milyar yıl önce başladı. Ve günümüzde her biri yüz binlerce yıldızı barındıran, yüz milyondan fazla galaksiyle dolmuştur.''

Belgeselde bu hikaye anlatılıyor. Çünkü nihayetinde biz evrenin bir parçasıyız. Bu yüzden onun hikayesi bizim hikayemizdir. Parçacık fizikçisi Brian Cox'un sunumuyla Wonders of the Universe belgeselinin birinci sezonunun dört bölümünü içeren yine güzel bir gezintinin seyrindeyiz.











BBC: WHAT IS REALITY izle

Gerçeklik Nedir?






''Bizi kuşatan garip ve gizemli bir dünya var. Çoğu zaman algılarımızdan saklıdır. Bu bilimdeki en basit ve en derin konulardan biri: Gerçeğin doğasını anlama arayışı. Ama bu arayışta normal algılar bize kılavuz olamaz. İpucu arayışları bilim insanlarını anlamanın mümkün olduğu sınırlara götürdü. Kara deliklerden, uzay-zamanın en derin yapılarına, keşfettikleri şey gerçekliği anlayışımızı sonsuza kadar değiştirebilir. Arayış bugünün en iyi fizikçilerinden bazılarını da cezbetti. Ama uyarmalı ki; bir kez onların gerçekliğine girerseniz, sizin gerçekliğiniz eskisi gibi kalmayabilir.

Gerçeklik çoğumuz için rahatlatıcı, tanıdık ve güvenilirdir. Bu türde algılanır. Ağaçlar dikey büyür, futbol hareketin bilinen kurallarını izler ve tüm eylemlerimiz güven verici bir şekilde sadece 3 boyutlu uzayda meydana gelir. Ama fizikçiler bunu biraz daha farklı görürler. Gerçeklik göründüğünden daha gariptir. Gerçekliği anlama arayışı fizikçileri, onun yüzeysel görünümünün çok ötesinde, temel kurallarını ve yapılarını ortaya çıkarmaya, denemeye yönlendirir. Ama konu bunu anlatmaya geldiğinde, gerçeklik çok ama çok anlaşılmaz bir hal alıyor.''

Gerçeğe yaklaştıkça gerçekliği anlamakta zorlanıyoruz. En önemli düşünürlerden biri olan Jiddu Krishnamurti, ''Hakikate giden yol yoktur!'' der. Çünkü o bizim gibi yaşıyor ve hareket ediyor. Biz gelişip ona yaklaştıkça, o da gelişip daha da karmaşık bir hale dönüşerek bizden uzaklaşıyor. Ama insanoğlu her ne olursa olsun, bilimin ışığında sorular sormaya ve peşinden gitmeye devam edecek.





NG: SIX DEGREES COULD CHANGE THE WORLD izle

Altı Derece Dünyayı Değiştirebilir:






Gezegenimizde çok büyük değişimlerin yaşandığını görüyoruz. Belirsiz bir geleceğe doğru ilerliyoruz. Gezegenimiz bir yol ayrımında. Küresel ısınma henüz kontrolden çıkmış değil ama çok yakında çıkabilir. Uyarı işaretleri dört bir yanımızda. Bu bir iklim değişikliği savaşı. Küresel ısınmaya karşı ne yapabiliriz? Eğer bir şeyler yapmazsak dünyaya ne olacak? Isı yükseliyor ve her bir derece çok kritik.

Eğer küresel ısınma hızlanırsa 21. yy'da neler olabileceğini hayal edin. Bir sonraki süper fırtına nereyi vuracak? Bir sonraki yakıcı sıcaklık dalgası... Bir sonraki felaket... Dünya giderek ısınıyor. Artık tartışmalar sona erdi. Dünyanın bütün bilim insanları artık bir derece daha sıcak yaşadığımızı kabul ediyorlar.

Bilim insanları bu değişiklikleri en ince ayrıntısına kadar inceliyor ve bunların geleceğimizi nasıl etkileyeceğini hesaplamaya çalışıyorlar. Bulgular ise korkunç. İnsanlara su kaynağı sağlayan Himalaya karları 40 yıl içinde eriyebilir, Grönland adasındaki buz tabakası ise 50 yıl. Yeryüzündeki sayısız canlıya yuva olan Amazon ormanları bir çöle dönüşebilir. Her bir derece dünyanın farklı bir geleceği gösterirken, artık bunu gerçekten önemsememiz gerektiğini ve radikal çözümler için bir an önce harekete geçmemiz gerektiğini gösteriyor.

Uyarı: 70 dk'dan sonra premium üyelik uyarısı geldiğinde, modeminizi resetleyerek kaldığınız yerden videoyu izlemeye devam edebilirsiniz.





Filmi oynatmak için "Close Ad and Watch as Free User" yazısına tıklayın ve ardından açılan sayfayı kapatıp “Start Video Now” yazısına tıkladıktan sonra, filmin başlamasını bekleyin.

BBC: THE LINK UNCOVERING OUR EARLIEST ANCESTOR izle / torrent

Halka: En Eski Atamıza Mı Işık Tutuyor?






Prosimiyenler ve antropoidler olarak iki dala ayrıldığı evrimimiz açısından oldukça can alıcı bir noktadan geliyor Ida fosili. Jørn ve ekibi, şu an, en eksi ve en eksiksiz atamızı keşfettiklerine inanıyorlar. Farklı etnik gruplara ayrılmamızdan çok önce meydana gelen insan evriminin ilk halkası.

Darwin'in insanoğlunun hayvanlar aleminin bir üyesi olduğu savının üzerinden tam 150 yıl geçmişken, nihayet şimdi bizleri sadece maymunlar ve insansılara değil bütün hayvanlar alemine bağlayan eksik halka bulunmuş oldu. Prosimiyenler ve antropoidler arasında 47 milyon yıllık bir kayıp halkanın fosili: Ida. Ki bu güne kadar prosimiyenleri ve antropoidleri (önmaymunlar ve maymunlar) ayrı ayrı kategorize ediyorduk. Bu lemur-maymun fosili insanoğlunu tüm diğer canlılara bağlayan ve bu güne kadar bulunmuş en eksiksiz primat fosili. İnsanın kökenine ışık tutan bir kayıp halka.

Üst düzey bilim insanlarından oluşan bir ekip; iki yıldır büyük bir gizlilik içinde nadide bir fosili inceliyordu. Muhtemelen önümüzdeki yüzyıl boyunca bütün ders kitaplarında yer alacak türde bir fosil. En eski primat atalarımızdan biri olduğunu düşünüyorlar. Rossetta Taşı'nın keşfine eş değerde bir buluş bu. Zira önceden ilişkilendirmekte zorlandığımız parçaları bir araya getiriyor. Buldukları Ida adındaki fosil en yaşlı ve en eksiksiz lemur-maymun atamıza ait. Bugüne kadar gördüğümüz bütün fosillerden daha fazla bilgi barındırıyor. Kimisine göre bu çalışmadan sonra bir meteor taşı çarpmış kadar sarsılacak dünya.




  



NG: WAS DARWIN WRONG? izle

National Geagraphic: Darwin Yanılıyor Muydu?






Tarihin en çok tartışılan olgularından biri olmuştur: Evrim. Ve kuşkusuz Darwin de öyle... İlk ortaya çıkışından bu yana büyük saldırılara ve psikolojik manipülasyonlara uğrayan evrim, artık kaçınılmaz bir gerçeklik kazanmış durumda. Ve insanlara yalanlar uyduranlar şimdi kaçamaklar kurmakta. Artık bilimsel bir bilginin evrimden bağımsız olamayacağı bilimin tüm disiplinlerinde kabul görmekte ve işlevselliğini kazanmaktadır.

Ve şimdi bu bilimsel olguyu eğrisi ve doğrusuyla tekrardan gözden geçirelim tüm objektifliğiyle birlikte. Evrim bilimsel bir gerçeklik midir yoksa Darwin yanılıyor muydu? National Geographic'in Was Darwin Wrong?/Darwin Yanılıyor Muydu? belgeselinin yanı sıra BBC'nin yine aynı paralellikte olan belgeseli What Darwin Didn't Know?/Darwin'in Bilmedikleri belgeselini de izleyebilirsiniz daha önceki kayıtlardan.



















Facebook: Aşağıdan ''Gönderinin Aslını Gör''ü tıklayın!