Film İzle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Film İzle etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

PEACE, LOVE & MISUNDERSTANDING izle / torrent






Barış ve sevgiden, toplumsal çatışmalara, eylemlerden doğal yaşama, gençlikten aile içi sorunlara birçok konu arasında sürekleyici bir şekilde dönen, ailece izlenecek tatta bir hippi filmi diyebiliriz bu film için.

Diane eşinden ayrılmış, 20 yıldır annesiyle konuşmayan bir avukattır. Bir haftasonu tatilinde oğlu Jake ve kızı Zoe ile annesinin çiftlik evine giderler. Ve tüm serüven böyle başlar. Woodstock konserinden kalmışa benzeyen anneanne Grace'in dünyasına misafir olan Diane iş hayatının yoğunluğundan ve yalnızlığından uzak bir nefes alırken, oğlu Jake okul projesi için tatilini kameraya çekip bir film hazırlama peşindedir. Kızı Zoe ise vejetaryendir ve anneannesi gibi havyan severdir ancak aşık olduğu kasabadaki kasapçı çocuk Cole ile kendini bir çatışmanın içinde bulur. Ve hikaye sürükleyici ve eğlenceli bir sorgulama içinde devam eder.





EQUUS izle / torrent






Altı atın gözlerini metal bir cisimle oyan 17 yaşındaki bir genç seyisin, vakasını incelemek için Psikiyatr Martin Dysart ortaya atılır. Nevrotik bir vaka olduğuna dair hiç şüphe edilmeyen genç seyis Alan Strang'ın öyküsü derinleştikçe, insanlığın sorunları da derinleşir. Masaya yatırılan aslında Alan ile insanlıktır. İnsanlık Alan üzerinden sorgulanır. Normal olan, olağan olan, hatta olması gereken nedir? Nedir bizim istediğimiz?

Bizim gibi olmayanlara etiket vurup, ötekileştirmek ne kadar etik ya da gerçekçi? Tüm bu arayış için de Allen de kendiyle yüzleşir ve isyan eder, hatta tanrıya bile. Kim bilir onun tanrıları atlardır. İsyanı ve öfkesi de bunadır.

1977 yapımı bu film, Peter Shaffer'ın oyunundan uyarlanmıştır. Oyunculuğuyla dikkat çeken film, sinemaya uyarlamasıyla da dikkat çekiyor. Hem sanatsal olarak, hem kurgusal ve konu olarak kaçırılmayacak bir film.



  



THE HOLY MOUNTAIN izle / torrent






Sembolik olarakl İsa'yı betimleyen bir karakter üzerinden dini ve toplumsal birçok kurum ve olgular eleştiye tutulurken, filmde sinema tarihinde zor karşılanacak türden bir keyif sunuluyor. Yapımını aynı zamanda The Beatles'ın danışmanlığını da yapan Allen Klein'ın üstlenmesinden de anlaşılacağı üzere filmin psychedelic teması da öne çıkan önemli özelliklerden biri.

Böylesine sanatsal ve yüksek kültüre özgü bir yapımı özetlemek ne kadar zor olsa da kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında klasik eser değerini koruyor. Öncelikle bizi başka başka dünyaların seyrine tutarken sonrasında kutsal dağa doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Ve filmin eleştirel tematik kurgusu içerisinde, bu yolculukta bir İnsanoğlu ve kültürel icatları topa tutuluyor. Filmin 1973 yapımı olduğu göz önünde tutulunca ve karşı kültür ve kült değeri ayrıca gözü doyuruyor film boyunca.








BRAVE NEW WORLD izle / torrent

Cesur Yeni Dünya: 







Felsefede ilk distopya örneği olan Aldous Huxley'in Brave New World (Cesur Yeni Dünya) bilim-kurgu kitabından başarılı bir şekilde uyarlanmış harika bir film. İnsanlığın gidişatının olası geleceği kitapta olduğu gibi filmde de eleştiriliyor. Bunu yaparken de zaman ve mekan, modern sinemada az görülür bir gerçeklikle ve özenle sunuluyor.

Teknolojik olarak gelişmiş ama hala bir hiyerarşi sınıfının olduğu, yine de her sınıfın mevcudiyetinden memnun kaldığı, savaş ve yoksulluk yok edilmiş ama yine de sistemin önem kazandığı bir dünya halini görüyoruz. Tüm toplumsal hareketler kontrol altındadır: cinsel yaşam, üreme teknolojisi, ojenik uygarlık ve eğitimin hipnopedi ile sağlandığı bir düzen.

Ancak dış dünyaya kapalı kalmıştır bu "Cesur Dünya". Ve artık "Vahşi" olarak anılacak John'un bu dünyaya gelmesiyle ortalık biraz karışacaktır. Hiyerarşi ve düzenin olmadığı bir yaşamdan gelen John, çok sorgulayıcı ve birazdan anlamsız gelecektir çünkü bu kurguya. Bu karmaşanın içinde akıntıya kapılmışcasına ilerlerken, John ve Cesur Yeni Dünya için de bir şeyler çözülmeye başlamıştır.




  



I KILLED MY MOTHER izle / torrent






21 yaşında bir genç olan Xavier Dolan'ın ilk filmi. Birbiri ile tamamen zıt, hiçbir konuda anlaşamayan anne ile eşcinsel oğlunun hikayesini anlatan Dolan hem yazıp hem yönettiği, hem de başrolünü üstlendiği bu filmde kendi hayatından alıntılar yapmış, ortaya tadından yenmeyen yarı otobiyografik bir film çıkartmış.

Henüz çok genç olmasına ve ilk filmi olmasına rağmen Xavier Dolan I Killed My Mother ile 3'ü Cannes Film festivalinden olmak üzere toplam 27 ödül almış, festivallerde adından sıkça söz ettirmiştir.







INNOCENCE OF MUSLIMS izle

Müslümanların Masumiyeti: 







Her şeyden önce durup biraz düşünmeli insan. O halde gerekten durup düşünelim. Kendi düşüncelerimizi tehdit eden ya da karşı gelen şeylere nasıl ölesiye bir nefret duyuyoruz. Daha doğrusu böylesi bir öfkeyi neden yaratırız. Kabul görülmeli ki, doğu dünyasında eleştiriye ne tahammül ne de saygı var. Hele ki söz konusu eleştiri, inançlara gelince, direk küfürler başlıyor yağdırılmaya. 

Peki aynı tahammülsüzlük, diğer dinlerde de mevcut mu. Sanmıyorum. Kaldı ki; bunu yine sanat dünyasında gözlemliyebiliyoruz. Başta The Seventh Seal gibi kült bir örnek verilebilir ve devamında Johnny Got His Gun, Monty Python's Life of Brian, Holy Montain, Python and the Holy Grail gibi daha nice ağır eleştiriler ve sorgulamalar barındıran eserler gösterilebilir. Ancak doğu ve islam dünyasında henüz böyle eserlere örnek bile yoktur. 

Getiğimiz yıl 74 dakikalık küçük bütçeli bu film, izleyiciye sunuldu ki, büyük fırtınaların kopmasına neden olmuştu(74 dakikalık orjinal versiyonu henüz elimize geçmedi, şimdilik bu 13 dakikalık halini bulabildik). Filmi hiç izlememiş, içinde ne olduğuna dair hiçbir fikri olmayan insanlar bile sokağa dökülmüş, ölesiye nefret dolu sloganlar atmıştı. Her şeyden önce bu tekdüze düşünce yapısından kurtarması gerek insanın kendisini. Herkes aynı şeyi düşünecek, bir tek şeye inanacak ve itaat edecek beklentisi bir dikta anlayışıdır. Ve müslümanların kendisi, tahammülsüzlük ve hoşgörüsüzlükleriyle, islamın bu dikta anlayışını evrensel görüşte, tescillemektedir.





THE BUTTERFLY EFFECT izle

Kelebek Etkisi:





"Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, Dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir." - Edward N. Loren / Kaos Teorisi

Doğduğumuz ülkeyi, ırkımızı, dinizimi ve çevremizi, biz seçmedik ve hayatımızda bunlar dışında karşılaştığımız ve maruz kaldığımız birçok etken var. Hayatımıza yön veren ve sonrasında içlerinden seçim yaptığımız bu köprülerle yaşam serüvenimiz sürüp gidiyor. Eğer bir katilin çocukluğunda karşılaştığı sadistçe deneyimleri yaşamış olsaydı, üniversite okuyan bir gencin hayatı daha farklı olabilirdi. Veya alt kültürden gelen bir kadının hayatı, zengin bir ailede doğsaydı yine çok daha farklı olabilirdi. Daha somut bir örnekle; Adolf Hitler sigara içti diye kiliseden atılmasaydı, veya küçük bir çocuğun atılmamak için yalvarışlarına kulak verilseydi; belki de 20. yüzyıl faşizmi yaşanmayacak ya da o küçük çocuk, o denli bir sadist olmayacaktı.

Evan gidip gelen hafızasıyla kötü şeylere neden olduğunda hiçbir şey hatırlayamayan bir çocuktur. Artan yaramazlıkları sonrasında annesi taşınmalarına karar verir. Evan büyümüş ve üniversite okuyordur, ama bir gün günlüklerini okurken birden her şey yine ateşlenir. Çocukluğunda neden olduğu acı hatıraları değiştirmek için geçmişe dönecektir ama ne yapsa çatışma daha da büyümektedir.





KAYBEDENLER KULÜBÜ izle





 
Kaan ve Mete her gece yalnızlıklarını paylaştıkları Kaybedenler Külübü adında bir radyo programı yapmaktadılar. Önceleri pek kimsenin haberinde olmayan program, zamanla toplumun değer yargılarını ve ahlak yapısını tehdit etmeye ve tepki toplamaya başladığı gibi, dışa vurdukları yalnızlıkları ve kaybedilmişlikleri yüzünden gittikçe daha çok kişinin beğenisine ulaşır. Kaan ve Mete sadece kendi aralarında konuşur gibi muhabbet ederken aile giderek büyümektedir. RTÜK'ten sürekli uyarı almalarına rağmen, telif hakkı almayı reddedip, yayınlarına istedikleri gibi devam etmeyi seçerler. En çok dinlenen olmaya başladıklarında artık sokağın da bir nevi vicdani sesi haline gelmişlerdir ancak her şey bu kadar güzel geçmeyecektir.

Karşı kültürünün bu iki çocuğundan biri Kaan, ileride ülkemizdeki sesi olacak, Beat Kuşağı'nın ve yeraltı edebiyatının temsili yayıncısı 6,45'in sahibidir. Mete ise küçük bir barı vardır ve genelde plak ve efemera koleksiyonu yapmaktadır. Genel sunumuyla film gerçek hayattan uyarlama olduğu için biyografik bir değer de taşımaktadır.





WR: MYSTERIES OF THE ORGANISM izle

Wilhelm Reich: Yaşam Enerjisi






"Bu film, bir bakıma Dr. Wilhelm Reich'ın öğretilerine ve yaşamına ilişkin kişisel bir tepkidir. Sigmund Freud'un baş asistanı olarak orgazm refleksi üzerine çalışan Reich çağdaş insandaki aşk korkusu, gerçeklik korkusu ve özgürlük korkusunun derin köklerini ortaya çıkararak yaşam enerjisini keşfetti. Hayatı boyunca Reich, seks ve politikadaki pornografiyle mücadele etti. Aşk ve iş serbestliğine dayanan demokrasinin işleyişine ve organik topluma inandı."

Wilhelm Reich'ın bilimsel çalışmalarını, hissiyatını, yaşam öyküsünden kesitlerle yola çıkarak belgesel tadında filme alınmış bir film. Wilhelm Reich, Milena karekterinin içinde bir kadın olarak temsil edilmiş ve bütün hikaye ve eleştiriler çoğunlukla onun üzerinden segilenir. Gençlik yıllarında sosyalist mücadeleden yana olan Reich -daha sonradan Dinle Küçük Adam kitabında da bunun eleştirisini yapan Reich, kitlenin olduğu yerdeki, sürü psikolojisinin, çatışmanın, hiyerarşik ve oligarşik yapının, sevginin ve arzuların nefret ve şiddete dönüşmesinin eleştirisini yapmıştır- gibi Milena da kendi dünyasından gördüğü sosyalizm rüyası içindedir. Vladimir Ilyich adında Rus bir bale sanatçısına aşık olur. Adından anlaşılacağı üzere o da Lenin'i temsil etmektedir. Ve onun gördüğü o rüyanın aslında bu aşk ile hiçbir ilgisinin olmadığını farkeder. Diğer yandan sosyalizmi sevgiden kormakla da suçlayan Reich/Milena daha birçok yönden eleştirilerini sıralar.

"Bizi koruyanlardan bizi kim koruyacak? Polisimizi kim yargılayacak? Yönetmenlerimizi kim yönlendirecek ve kurtuluşumuzu kim kurtaracak? Yargıçlarımızın güvenliğini kim sağlayacak ve mirasımıza kim sahip çıkacak? Köleliğini seçen kişi yine de bir köle midir? Paradokslardan, insan kendi dünyasını yaratır. 'Çoraplarını' temizleyemezken kalkmış 'Dünya kirlendi.' der."

Aşk korkusuna karşı seksüel özgürlüğü savunan Reich ve onun hissiyatından yola çıkılarak yorumlanmış bu film, toplumun ahlak değerlerine ters düşecek kareler de barındırmaktadır. Ancak kişi tüm bu bastırışlarından gelen nevrotik halini sorgulamaya başladığında yıllardır taşıdığı çok ağır yüklerden kurtulmuş bulacak kendini.





THE TIN DRUM izle

Die Blechtrommel / Teneke Trampet:






Oscar doğduğunda, annesi teneke bir trampeti olacak demişti ve Oscar teneke trampetini eline aldığında bir daha hiç bırakmayacaktı. Üç yaşına geldiğinde büyük insanların hayatlarını görünce artık bir daha hiç büyümemeye karar verdi. Ailesindeki iç huzursuzluk, bireysel arzular ve bunalımlar, toplumsal çatışmalar ve savaş sürerken Oscar büyümeyi neden isteyecekti ki? Savaşın ve yıkımın sürdüğü bir çağda onun en büyük silahı teneke trampetiydi ve onu elinden almaya çalıştıklarındaysa tiz çığlığı. Sesi öyle yüksek bir perdeden çıkıyordu ki, bir camı bile un ufak kırabiliyordu sesiyle.

Nazizmin yükselişe geçtiği dönemden başlayarak devam eden film "insan"ın birçok davranışını ve yaşamını bir çocuğun gözünden ele alıyor ve eleştiriyor. Oldukça zor bir kurguya sahip olsa da Alman yazar Günter Gras'ın aynı isimli kitabından başarıyla filme uyarlanmıştır. Birçok sembolleştirme ve göndermenin olduğu bu yapımda eleştiriler de yine aynı incelikte yapılıyor. Film Oscar gibi bir karaktere, 13 yaşında bir çocuk oynatıldığı için de yasaklanmıştır ancak bu da toplumun cinsellik üzerine değer yargılarından kaynaklanmaktadır elbet. Ki bu yüzden seksüel açıdan da sınırları zorlayan özgün bir değer taşıyor.





ZARDOZ izle






Kurgusu ve hikayesiyle tanrı yargısını ve doğumunu çok farklı bir dilde ele almış ve başarıyla işlemiş bir yapım. Zardoz; tanrının ve devamında mitosların, peygamberlerin, dinvari tarikatların doğuşuna olası bir varsayımla bakıyor. Aynı zamanda distopik bir kurguyla gelecekteki ve/veya geçmişteki yaşamlara gönderme yapıyor. 1974 yapımı bu film, 2293 yılına kurguladığı hikayesiyle de son derece özgün bir içeriğe sahip.

Diğer canlılara göre bilimsel birikim ve sosyal olarak daha ileri düzeyde evrilen bir grup kendilerini dış dünyadan izole ederek kendi yaşam alanlarını yaratırlar. Ancak yine de tarıma muhtaçtırlar, ki kendileri de bunun için çalışmak yerine dış dünyadaki ilkel insanları eğiterek tarım yapmalarını ve kendilerine sunmalarını sağlarlar. Onlar seçilmişlerdir ve onlarla kontak kuran, havada yeçekimine karşı dolaşan taştan bir kafa da tanrı rolünü üstlenmiştir. Daha birçok yönüyle ilginçliğini koruyan hikayesiyse sahibinin şu sözleriyle başlıyor:

"Ben Arthur Frayn ve de Zardoz. 300 yıldır yaşıyorum ve ölmek için can atıyorum, oysa artık ölmem olanaksız. Ben ölümsüzüm. Şimdi size gizem ve entrikalarla dolu, çok alaycı, bir o kadar da yergi yüklü öykümü anlatacağım. Öyküm, olası bir geleceğin derinliklerinde geçiyor, yani anlatacaklarım henüz olmadı. Ama olabilir. Sonunuz bana benzemesin, dikkatli olun! Bu öyküde ben, işim gereği düzmece tanrı, zevkim için de büyücü rollerini üstlendim. Merlin'i kendime örnek aldım. Ben kukla ustasıyım. Birazdan göreceğiniz pek çok karakteri ve olayı ben oynatıyorum. Oysa ben de eğlenin ve iyi vakit geçirin diye uydurulmuş bir hayal ürünüyüm. Ya siz zavallı yaratıklar, kimin marifetiyle çıktınız çamurun içinden? Yoksa tanrı da mı, gösteri dünyasına girdi?"





WALL STREET izle

Borsa:






Amerikan rüyasına inanan bir broker olan Buddy Fox, Wall Street'ın büyük çakalı Gordon Gekko'nun eline düştüğünde hayallerinin tutsağı olur. Ne yönde yol alacağından emin bile değilken, borsanın ve iç ilişkilerinin oyunlarıyla tanışır, kendini Gekko'nun yanında güvende hissetmesine rağmen hırsı, kaybetmesine yetecektir.

Oliver Stone'un yönettiği film; ekonomiye içeriden attığı bakışın ve insanlar üzerindeki güdülenmesinin yanı sıra Charlie Sheen ve Martin Sheen'in baba oğul oynadığı ve Michael Douglas'ın da sağlamlaştırdığı kadrosuyla iyi bir oyunculuk seyri veriyor izleyiciye.





DANTON izle






Fransız devrimi sonrasını ve yaşanan olayları Georges Jacques Danton'ın gözünden anlatan klasikleşmiş bir yapım. Daha sonradan olası bir karşı devrime mani olmak için kralın idamına evet oyu kullanmış Danton, Jakobenler külübüne üyeyken, "Bu kadar terör fazla!" diyerek, Desmoulins ile birlikte insaflılar külübünü (Club des Cordeliers) kurar ve eski arkadaşı Maximilien Robespierre ile çatışmaya başlarlar. Zamanla Robespierre diğer Jakoben üyelerinin baskısıyla, Danton ve arkadaşlarının yaptığı muhalefete dayanamaz ve idam edilmeleri için yargılanmalarını söyler. Mahkemede hatiplik yeteneğiyle, mahkemeye karşı halkın gücünü arkasına alsa da, heyet davayı halka kapalı şekilde devam ettirerek idamlarına karar verir.

Devrim sonrası, cumhuriyeti halka benimsetmek, devrimi korumak ve sürekli kılmak için ve de karşı devrimi, darbe girişimlerini engellemek için baskıcı, muhafazakar, statükocu ve dikta bir konuma sürüklenen devrimci yönetimin, devrimin doğasından ve diyalektiğinden uzaklaşmasını, demokrasiyi savunurken oligarşik ve totaliter bir yönetime dönüşmesini ve jakoben -ki ülkemizdeki devrim sonrası cumhuriyetçi hükümetlerin yönetimlerinde de işleyen süreç böyle anılır- bir anlayışın nasıl yönetime ve kurumlarına hakim olduğunu gayet açık ve somut bir dille sergiliyor ve eleştiriyor.

Danton yargılanırken şu sözleriyle karşılık veriyor:

"Bir insan ne kadar güçlüyse, onu o kadar sert ezmeye çalışırlar. Bu asla şaşmaz. Birini yok etmeye karar verdilerse; ona bütün suçları yıkarlar. Bu yöntem artık eskidi ama anlaşılan, modern zamanlar boyunca geliştirmişler. Hukuku ona hizmet etmek bahanesiyle unutturmak istiyorlar. Aynı zamanda "iktidarın her zaman korkuyla komşu olduğu inancının kaybolduğu" yalanını aşılıyorlar. Dürüst insanlar politikadan hep rahatsız olmuştur, bugün çok daha fazla. Neden ölmem gerekiyor? Cevap verebilecek tek kişi benim. Ölmem gerek çünkü samimiyim. Ölmem gerek çünkü gerçeği söylüyorum. Ölmem gerek çünkü onları korkutuyorum. İşte dürüst bir adamın katledilmesi için gerekli üç neden."





CHAOS THEORY izle

Kaos Teorisi:






Frank bir verimlilik uzmanıdır ve zamanı en verimli şekilde kullanmayı araştıran ve buna dair analizler yapan mükemmelliyetçi biridir. Hayatını programladığı şekilde yaşar ve buna dair sürekli listeler hazırlar. Bu düzene o kadar sadıktır ki, tek bir eyleminde dahi bu sınırın dışına çıkmaz. Ta ki bir konferansına 10 dakika geç kalana kadar.

Bu gecikme bütün hayatını değiştireceği gibi onu tümden bir kaosa sürükler. İyi niyetinin kurbanı olan Frank Allen, eşi tarafından da haksız yere suçlanır. Yaşamın bütünüyle kaos içinde olduğunu ve her nasılsa sonucun karmaşık değerlerle belirleneceğini fark eden Frank, artık tüm bu planlar yapıp uygulama işine son verir. An ne getirirse onu yapmanın daha uygun, doğal ve kolay olduğunu görür.

Bu ve benzeri anlatımlarıyla kaos teorisini betimlediği gibi absürdizm ile de ilişkili anlatımları mevcuttur filmin. Ayrıca son zamanların etkili oyuncularından Ryan Reynolds'ın başrol oynadığı film; kurgu ve akıcılık gibi yönleriyle ön plana çıktığı için izleyiciye kaliteli bir seyir keyfi sunuyor.





THE LAWNMOWER MAN izle

Bahçıvan: 






"Milenyum çağına geçilmesiyle, sanal gerçeklik olarak bilinen bir teknoloji çok geniş bir alanda kullanılacaktır. Bu sizin, en az hayalgücü kadar sınırsız bilgisayar destekli yapay dünyalara girmenizi sağlayacak. Bu teknolojinin yaratıcıları milyonlarca olumlu kullanım alanı görürken, diğerleri bunun yeni bir zihin kontrol yöntemi olmasından korkmaktadır."

Kobay hayvanlar üzerinde yapay evrim ile zeka düzeyini arttırma üzerine araştırma yapan bilimsel bir enstitüye, fon sağlayan bir şirket, kobay hayvanlara saldırganlık serumu verilerek, savaşlarda kullanılmaya elverişli hale getirilmesini istemektedir. Çalışmanın yaratıcısı Dr. Angelo, şirketlerin politik çıkarları yolunda hayvanların bu şekilde kullanılmasına razı olmasa da, şirket olası bir savaş zamanında büyük kar getirecek böylesi bir proje için, şempanzelerin öfke güdülerinin kışkırtılarak, savaş alanına hazırlanmasını ister.

İnsanınkine yakın bir zeka düzeyine erişen kobay şempanzenin enstitü alanından kaçmasıyla araştırma sekmeye uğrar. Dr. Angelo insanoğlunun sosyal evrimi için böylesi bir projeyi bir insanda denemeyi düşünürken, kilise papazının bir köle gibi kullandığı, 6 yaşındaki bir çocuğun zekasına sahip olan Bahçıvan Jobe üzerinde çalışmalarını denemeye başlar. Ve insanlık için çok faydalı olabilecek ama bir o kadar da risk taşıyan bu proje başlamış olur.










WEEK END izle

Haftasonu:






Jean-Luc Godard'ın klasik filmlerinden biridir. Anlaşılmak için çok uğraşmayan ama anlatacak çok şeyi olan bir yapım. İnsanlığın bünyesine işlemiş birçok olay ve olguyu sorgularken kimi zaman minimalize ederek, kimi zaman metafor kullanarak anlatmayı seçiyor. Kurgunun temeli sembolleştirmeden oluştuğu için, her şeyden önce bu gerçek sanatsal değeri dikkatli bir şekilde izlemek gerek.

Tüketimciliğe, ekonomik ve sosyal tabakalaşmanın toplumsal yaşama yasımasına, kutuplaşmaya ayna tutan film; tanrı, inanç, şiddet, sanatın işlevi, feminizm ve kadının meta olarak kullanılışı gibi olguları işlerken, toplumun bilim ve felsefe üzerine bilinçsizliği üzerine doğan çatışmaları ve ayrışmaları da gözlemlememizi sağlıyor. Çoğunluğun elit kesim tarafından sömürülmesi ve buna karşı mücadele için kendince yorumlar getirirken, ırk olarak insanoğlunun da diğer canlılar üzerinde kurduğu tahakküm ve sömürüye de eleştiri getiriyor. 1967 yapımı bu klasik film aynı zamanda 1968 gençliğinin eylemlerinde de önemli bir rol oynamıştır.

Haftasonu tatili için yola çıkan burjuva bir çift, kaza geçirirler ve bütün hikaye başlamış olur. Yol boyunca karşılaştıkları insanlar tarafından yönlendirilen çift bir an önce evlerine dönmeye çalışır ancak artık gerçek hayat yeni başlamıştır.





SHAME izle

 Skammen / Utanç:






Kent yaşamından uzakta bir adada yaşamlarını sürdüren, klasik müzik sanatçısı evli çift Jan ve Eva savaşın ayak seslerini duymaya başladıklarında kurdukları mütevazı yaşam alt üst olur. Çift savaşa inanmazlar ve süren savaşın haddinden fazla uzadığını düüşünürler. Adayı işgal eden her iki taraf arasında kalan ve bir kurtuluş yolu bulamayan Jan ve Eva, eski dostları Albay Jacobi ile karşılaştıklarında kurtulduklarını sanarlar ancak onun da bu gücü karşısında beklentileri vardır.

Savaşın getirdiği korku, şiddet, statüko, otorite, kontrolsüz güç ve tanrıcılık oyunlarının sorgulandığı filmde, insanların bu durumlar karşısındaki sorumluluğunu ve doğacak karanlığa karşı mesuliyetini işleniyor. Ingmar Bergman'ın 1968 yapımı bu filmdeki Eva karakterinin söylediği şu sözler filmin ana temasını açıklar niteliktedir:

"Bazen herşey tıpkı bir rüya gibi geliyor. Benim gördüğüm bir rüya değil de, rol almak zorunda olduğum, bir başkasının rüyası. Bizi rüyasında gören kişi uyandığında ve UTANÇ duyduğunda ne olacak peki?"





I LOVE YOU ALICE B. TOKLAS izle






Amerikan rüyası içinde kaybolmuş, yaşam mücadelesinin içinde kendini unutmuş ve bilindik hayatın seyrine dalmışken Harold, kendini aramaya başlar. Bir avukat olan Harold, ailesinden ayrı hippi yaşamı süren kardeşinden ve yeni kız arkadaşının yaşımından etkilenir ve artık toplumun ve onun ahlakının beklentileri içinde yaşamaktan vazgeçer. Harold gerçek sevgiyi ve yaşamı bulmak için yeni bir yolculuğa çıkacaktır.

Başrolünde Pembe Panter film serisinin kahramanı Peter Sellers'ın oynadığı 1968 yapımı bu filmi daha iyi tanıtmak için başındaki kısa konuşmadan alıntı yapabiliriz.

- Çatlamış duvardaki çiçek, seni çatlaklardan koparıyorum. Kökün ve her şeyinle seni elimde tutuyorum küçük çiçek. Ama eğer seni anlayabilsem, ne olduğunu bilsem, kökünle ve her şeyinle; o zaman tanrıyı ve insanı da anlarım.

- Çok güzel. Ginsberg'ten mi?

- Hayır, Tennyson.

- Ama eğer seni anlayabilsem, ne olduğunu bilsem, kökünle ve her şeyinle; o zaman tanrıyı ve insanı da anlarım. Yani tanrıyı anlamak için, insanı anlamak için önce bir çiçeğin ne olduğunu bilmeliyiz. Çiçek! Ama bir çiçeği nasıl anlarsın, önce kendini tanımıyorsan? Kimsin sen? Kim olduğunu biliyor musun? Bir yol bulmalıyız, onlara sevgi mesajlarımızı göndermek için. Çok geç olmadan, sevme isteği uyandırmalıyız. Sevgi çiçekleri göndermeliyiz. Sevgi keşlerine döndürmeliyiz onları. Sarılıp öpmeliyiz. Sokaklarda, evlerinde, işyerlerinde, zihinlerinde. 






COMING HOME izle

Eve Dönüş:






Kocasının Vietnam savaşında görev aldığı Sally; geriye kalan yalnızlığını unutmak için savaş gazilerinin kaldığı hastanede gönüllü olarak çalışmaya karar verir. Burada ise savaştan bıkmış, ve onun insanlara bıraktığı vahşeti görmüş olan eski okul arkadaşı Luke ile karşılaşacaktır. Luke ise tekerlekli sandalyeye mahkum kalmış bir Vietnam gazisidir. Sally ve Luke yeni bir başlangıç yapacaklardır, tabii sorunlarla beraber.

Bir yanda sevgi toplumun ve tüm hayatın sınırlarını zorlarken diğer yanda savaş her şeyi yakıp yıkmakta, her yönden sakat ve hasta insanlar yaratmakta ve sevgiyi öldürmektedir. Vietnam savaşı merkezinde, savaşın sorgulanmasına, savaşı yaşayanların ve dönenlerin hiçbir şekilde hayatlarına devam edemediklerine, çatışmalar yarattığına ayna tutuyor. Ve bu objektifi önceden beridir savaş karşıtı olanların değil, savaştan önce belli inançlarla avutulan insanların savaşın gerçek boyutuna farkına varmalarının kurgusundan yakalıyor. Savaş üzerine eleştirel bir bakış atan 1978 yapımı bu film, birçok alanda ödüle layık görülmüş ve aday gösterilmiştir.





PUNISHMENT PARK izle

Ceza Kampı:





1970li yılların muhalif gençliğini, özgürlük hareketlerini, savaş karşıtı insanları ve olayları anlatan bununla birlikte Amerikan rüyasını yerle bir eden bir başyapıt. 1970'de Vietnam'daki vahşet sürerken, bunun üstüne Nixon yönetimi bir de Kamboçya’yı işgal eder. Dönemin hippi gençliği ve savaş karşıtı tüm insanlar protestolara başlamıştır ki; Ohio'da Kent State Üniversitesi'ndeki o meşhur 4 öğrencinin ölümü ardından ülke genelinde eylemler sıklaşır.

Buna karşılık totaliter ABD devleti maskesini indirir ve Hitler'den farksız bir şekilde hareket ederek, McCarran Ulusal Güvenlik yasasını yürürlüğe koyar. Bu yasaya göre Nixon, meclisten onay almadan olağanüstü hal ilan edebilir ve polis de şüpheli bulduğu herkesi yakalama, alıkoyma ve kefalet hakkı tanımaksızın mahkemeye çıkarıp, tutuklama gibi insanlık dışı, aşırı yetkilerle donatılmıştı. Filmin yönetmeni ABD'nin nasıl totaliter bir polis devletine dönüştüğünü tüm çıplaklığıyla anlatmak için; filmin yönetmeni Peter Watkins oyuncuları gerçek polislerden, akademisyenlerden ve savaş karşıtı, kadın hakları savunucusu gibi birçok örgütten insanlar seçmiştir. Bu yüzden filmdeki sahneler gerçekçi ve çoğunlukla doğaçlama geçen diyaloglardan oluşur. Hatta bu filmdeki bir oyuncu polise saldırmakla suçlanmış ve üç yıl hapse çarptırılmıştır. 1971 yapımı bu film ise bir süre sonra dağıtımı yasaklanmıştır.

Ülke çapında savaş karşıtı protesto eylemleri sürerken bir grup eylemci, özel bir mahkeme tarafından yargılanır ve uzun yıllar boyunca hapse mahküm eder. Ancak bunun yanı sıra hepsine bir seçenek daha sunarlar: Ceza Kampı adında çölün ortasına kurulmuş bir yerde eğitim almaları. Ancak ABD senatosunun aldığı karara göre Ceza Kampında caydırıcı cezalar da verilebilmekteydi. Ve polis bu olağanüstü yetkilerle vahşi bir ölüm makinesine dönüşecekti.