Jim Morrison

Posted by ümit altunova 26.10.11 , under , , | No comments





''Diyelim ki sadece gerçekliğin sınırlarını deniyordum. Neler olacağını merak ettim. Hepsi bu: Sadece merak.''

O buydu... Dünyanın daha yaşanılır bir hale gelmesini istiyordu. Müzikle bunu başaracağını hissediyordu. İnsanları çırılçıplak peşinden koşturup dans ettirirken, müzikle ve otla uçarken, sevginin ve seksin doruklarında yolculuk yaparken ona her şey çok yakın geliyordu. O kimilerine göre ''seksin tanrısı'', kendisine göre ise ''Kertenkele Kralı''ydı.

Hiçbir şeyi umursamadan değişimin yolunu gözlerken insanlara o ''tuhaf'' gelmişti. People Are Strange şarkısı da bunu yeterince anlatmıyor mu zaten?

Sevgilisi Pamela'ya adanmış şiirlerinden ve gelişi güzel sözlerinden oluşan ''Tanrılar / Yeni Yaratıklar'' adlı kitabından birkaç şiirle Morrison'a selam göndermek güzel olurdu. Çünkü o, algıların kapılarını aralamayı denerken şiir hep baş ucunda olmuştu.





III
Fotoğraf makinesi katili
kibar haydut
pusudan fırlayan

Öldür beni!
Öldür seni yaratan çocuğu.
Öldür baştan çıkarıcı
şehvet senatörü
bu topraklara getiren seni.



Öldür nefreti
hastalığı
savaşı
hüznü

Öldür kötülüğü.
Öldür çılgınlığı.

Öldür fotoğrafı, anneyi, cinayeti, ağacı
öldür beni.
Öldür kendini
öldür küçük kör cini.



V
Yat yere
Yabancı tanrılar geliyor hızlı düşman tavırlarıyla.
Elbiseleri uyumlu birleşimi
                          kumaş ve saçın.
Yol boyunca silahları ve süsleri
                          gizliyor kandan daha soylu damarlarını
                          merhaba diyen.
Yumuşak kertenkele gözleri bağlantı kuruyor.
Bağırıyor yorgun yumuşak böcekleri
                          dikeltmek için yeni korkuyu
                          korkuların hükmettiği bu yerde.
Seksin tenlerindeki hışırtısı.
Bütün sesi alıp götürüyor rüzgar.
İşkenceli toprağa damgala tanıklığını.



VI
Yaralar, abazanlar ve oklar,
Birden ileri atılıyor parıldayan kınlı bacaklar
                          gönlü ferah kadınların yanında.
Göl insanlarının ürkütücü itaati.
Büyüleyici mağaralar yağmalamak için.
Dağınık, serinkanlı çapulcu baleleri.
Erkekler kovalıyor.
Kızlar çığlık çığlığa düşüyor.
Hava dumanla kalınlaşmış.
Çatırdayan ölü teller dans ediyor
                          deniz kanı birikintilerinde.



VII
Kertenkele kadın
böcek gözlerin
vahşi şaşkınlığınla.
Sessizliğin cana yakın kızı.
Zehir.
İnleyen bilgeliğin bir süzülüşüyle uzaklaş git.
Pırıltısız kör gözler
                          yeni tarihler yükselir duvarların ardında
ve uyanırsın homurdanıp sızlayarak
                          düşlerin gizemli şafağı.
Uyuklayarak yatar köpekler.
Kurt ulur.
Bir yaratık yaşar savaşın dışında.
Bir orman.
Irmağın sesini boğan yarım kalmış sözlerin
hışırtısı.



Korkun tanrılardan aramızda gizlenen.
Tanrılar içimizde.
Uyuşukluk ve korkaklıktan doğmuş.

Konuştu benimle. Tüylerimi ürpetti
kahkahasıyla. Tuttu
elimden ve sessizliğe götürdü beni
soğuk fısıltılı
Çanlar içindeki.



Çakal, koklarız havayı kervan artıklarının ardından
Kanlı ekinler biçeriz savaş alanlarında.
Herhangi bir cesetin eti yoksun bırakmaz boş
                          midelerimizi.
Güzel kokulu rüzgarlara sürükler bizi açlık.
Yabancı, gezgin,
bak gözlerimizin içine ve tercüme et bize
korkunç havlamalarını eski köpeklerin.

Deve kervanları
tanıklık silahları taşır Sezar'a.
Göçebe aşiretler sürünür ve sızarlar
duvardan içeri. Sokaklar
taşlarla dolup taşar. Yaşam
devam eder bu emici savaşta. Vahşet
yıkar cinsiyetsizlik tapınağını.



Beklenmedik mucize
bulacak seni.

Helikopter ateşe verdi etrafı
çekilen tetik ve şüphesiz
patlayıcı madde,
açlıkla lekelenmiş
cüzzamlı toprakların
zaman bombalarını salıverdi
kanuna dayanarak.

Lütfen
yaralı başlarınızı gösterin bize
ve ateşle sakinleşen
milli gülümseyen gözlerinizi
çiçekli ipek bir gömlek
gözleri kısarak,
canlı ve ince, şehirlerarası
telefon yalanlarını
gelin, sakinleştirin bir insanı
yaşam deneyinde.



I
Bunlar dostlarımız mı
birbirleriyle yarışan ve ürperten
durgun parlamento dereleri içinde.

Oğlum ölmeyecek savaşta
geri dönecek, diyor
yaşlı köylü sesi Şarklı
balıkçının.

Geçen sefer bunun
tek yol olduğunu söylemiştin
sevecen genç kızın sesi.

Koşarak ve konuşarak
zehirlediler yemyeşil
ormanları.

0 yorum :

Yorum Gönder