Çizgisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çizgisel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YELLOW SUBMARINE izle / torrent






The Beatles'ın hayal ve psychedelic dünyasında kaybolmak için daha iyi bir seçenek olabilir mi, bu filmden başka? The Beatles'ın aynı isimdeki şarkısı üzerine kurulu olan 1968 yapımı bu animasyon filmin, başrollerinde The Beatles üyeleri; John Lennon, Paul McCartney, George Harrison, Ringo Starr yer almakta.

Kısaca fantastik bir dünyada geçen hikayede, dünyadaki çarpık birçok köklü toplumsal yapılar eleştirel olarak ele alınır. Naif bir savaş ve düzen karşıtlığı tüm tatlılığıyla karşımızdadır. Bu psychedelic filmde; sevgi ve barış tüm dünyayı değiştirecektir.

Pepperland'da her şey tüm neşesiyle, sanat ve müzikle dolu sürüp giderken, Kötü Maviler gelip, ülkeyi işgal ederler. Tüm müziği yasaklarlar ve bu ülkedeki tüm sevgi, neşe ve renkleri kuruturlar. Lord Amiral ise bu istiladan sağ kurtulan tek Pepperland'lıdır. Denizaltıya binip işgal ülkesinden kaçmayı başarır. Londra'ya vardığında The Beatles üyeleriyle karşılaşan Lord Amiral yardım ister ve bu güzel ülkeyi sevgi ve müzikle kurtarmak için yola koyulurlar. Fantastik, sürrealist, sembolik ve psychedelic bir yolculuk şimdi sizleri bekliyor. (Görüntü kalitesini 720 seçip filmi HD izleyebilirsiniz)





The Pig Farmer izle

Çiftçi Domuz:






Toplumu yığın haline getiren tüm bireylerin bir yaşamı ve geçimi var. Her birinin yaşamlarına dair hissiyatları, doğruları var. Ama yaşamdaki fiiliyatta bu doğrular ile öyle sanılanlar veya sandırılan şeyler arasında ne kadar bir bütünlük var? Şirket ve paraya bağımlı düzen kendi kanunlarıyla dönerken insan bilinci bundan nasıl bihaber bırakılıyor ya da o yığının bilgisinden mahrum edilebiliyor?

Devletin, toplumun, dinin ve tüm otoritelerin sunduğu bilgiye itibar eden çoğunluk, her defasında aldatılıyor ve kendi kendini yok ediyor. Nick Cross yapımı bu animasyon bu hikayeyi kendine özgün bir üslupla kurguluyor.

Çiftliğindeki tüm hayvanların talan edildiğini gören 'Çiftçi Domuz', bunun hesabını sormak için  tilkileri bulduğunda beklemediği olaylar gelişir. Barış sözleriyle Çiftçi Domuz'un aklını çelen tilkiler, uyuşturucunun etkisiyle gerçeklerin dışında bir yalana inandırırlar onu.






ANIMAL FARM izle

Hayvan Çiftliği:






George Orwell'in hiciv dolu fabl türünde aynı isimdeki kitabından uyarlanmış 1999 yapımı bir filmdir. Büyük yankı uyandıran kitap, Pink Floyd'un Animals albümüne de ilham kaynağı olmuştur. Genel olarak beğeni toplasa da kimi zaman yasaklanmıştır. Kitabın telif haklarını elinde bulunduran CIA, filme uyarlanırken -1954 yapımı daha önceki animasyon uyarlamasına- içeriğine müdahale etmiş, kimi yerlerini değiştirmiş ve bütçesinin bir bölümünü karşılamıştır. Zira bu 1999 yapımı öncesine kıyasla kitaba daha sadık kaldığı bilinmektedir. George Orwell kitabı kendi ideolojisinin kaygısıyla -ki kendisi Troçkist bir sosyalisttir- ve bakış açısıyla yazmış olsa da, bundan bağımsız olarak kitap ve film toplumsal, siyasal yapılara ve sorunsallara güzel bir eleştiri getiriyor.

Çiftliğin sahibi tarafından hor görülen ve kötü bakılan hayvanlar bir gün birlik olurlar ve çiftliği ele geçirirler. Kasabada kolay kolay kabul edilmese de, artık bu çiftlikteki hayvanlar kendi başlarına yaşamayı gayet güzel başarıyorlardır. Domuzlar daha zeki olduğundan yönetimi devralırlar. Ama daha sonraları aralarında yaşanan ayrıcalıklar, tabakalaşma, otorite üzerine çatışmalar sonucu düzen bozulmaya başlar. Çiflikteki hayvanlar arası, zaten gereksiz yere konulmuş kanunlar bu kez sınıf çıkarları uğruna değiştirilir. Kamu malındaki dağılımlar adaletsizleşmeye başlar ve hayvanların faydasına kurulmuş bir birlik artık hayvanların zararına döner.





BBC: JUST SO DARWIN izle

Çocuklar İçin Evrim






BBC'nin "Just So Darwin" adıyla hazırladığı bu çizgi dizi, evrimsel bir bakış açısıyla, hayvanlar alemini merak uyandırıcı hikayeler ve dikkat çekici animasyonlar eşliğinde anlatıyor. Bu seri 12 bölümden oluşuyor. Her ne kadar çocuklar için olsa da evrim mekanizmasının işleyişine dair güzel bilgiler ve doyurucu bilgiler içermesi bakımından her insan için keyif verici bir yapım.





Hayvanlar kendilerini yırtıcılara karşı nasıl korur?






Kamuflaj nedir?



Hayvanlar arasındaki saklambaç yarışmasında kim birinci olabilir? Tabii ki sopa böceği. Birikimli seçilim sayesinde sopa böceği bir ağaç dalından ayırt edilemeyecek kadar usta bir kamuflajcı haline gelmiştir. Ancak bu onu saklanmakta mükkemmel mi kılmıştır? Elbette ki hayır. Doğada onu da fark edecek avcılar vardır.



Dünyadaki en büyük kuş hangisidir?



Bir kuşun uçamamasına rağmen neden kanatları vardır? Bunun cevabı evrimin kör, tasarımsız bir süreç olmasında saklı. Çok uzun zaman önce uçabilen devekuşları, bedensel olarak giderek büyüdüklerinde kanatları kullanılmaz hale gelmiş ve hızlı koşmak gibi daha farklı özellikleri avantajlı konuma geçirmişlerdir.



Sudaki en iyi avcı hangisidir?



Timsahlar vahşi avcılar olsa da ebeveynlik konusunda yavrularına karşı oldukça naziklerdir. Hikayemizdeki küçük timsah da, kertenkele arkadaşına karşı dürüstlüğüyle adeta "timsah gözyaşı dökmek" deyimini yalanlıyor.



Neden kaktüs çöllerin en verimli bitkisidir?



Gövdeleri etli, yassılaşmış ve sulu olan bu canlıların, doğal seçilim sonucu ortama uyumu büyüleyici! Dikenleri su kaybını en aza indirmek için sivri! Diğer bir özellik ise mumlu bir gövde. Çölün besleyici, bu devasa su tanklarına şaşıracaksınız!



Develer neden çölde yaşamaya uygundur?



Çölde gördüğümüz tek memeli hayvanın deve olmasına şaşırmamamız gerek. Çünkü çevrelerine yeterince uyum sağlayıcı adaptasyonlara sahip olmayan organizmalar ya bulundukları ortamdan gitmek zorunda kalırlar ya da soyları tükenir. Çölde at göremeyiz. Neden mi? Yağ deposu hörgücü, ısıya dayanıklı kürkü, kum fırtınalarında gözlerini koruyan uzun kirpikleri, kuma batmayan geniş tabanlı ayaklarının olması develerin çöl yaşantısına adaptasyonunu kolaylaştırmıştır.



Boz ayılar neden kutup ayılarına evrildi?



Bir canlının bulunduğu ortamda yaşama ve üreme şansını arttıran tüm özelliklere "adaptasyon" denir. Bu durumda kutup ayıları için ne söyleyebiliriz? Kutup ayılarının beyaz kürklü olması, deri altı yağ tabakalarının kalın olması, kulak, burun ve kuyruk gibi uzantılarının kısa oluşu soğuk kutup iklimi için mükemmel adaptasyonlardır!



Neden kaplumbağalar birbirinden farklı?



Bütün canlılar yaşadıkları ortama uyum sağlar, buna adaptasyon denir. Denizin akıntılarına kapılıp başka yerlere taşınan kaplumbağaların da yeni evlerine uyum sağlamaları gerekiyormuş. Kimisi yüksek dallardaki lezzetli bitkileri yemek için daha uzun boyun, daha uzun bacak ve hatta farklı şekilde kabuklar oluşturacak şekilde evrimleşmiş, bazıları da o kadar güzel yerlere düşmüş ki kocaman olmuşlar. Evrim, her kaplumbağanın yeni evinde rahat yaşamasını sağlayacak şekilde vücutlarında değişikliğe sebep olmuş ve sonunda bir zamanlar aynı yerde yaşarken birbirinine tıpatıp benzeyen kaplumbağalar uzun bir evrim süreciyle farklılaşmışlar.



Zürafaların neden uzun boyunları var?



Her hayvan bulunduğu ortamda en iyi şekilde hayatta kalacak şekilde evrimleşir. Kendisini korumak için özel bir yeteneği yoksa ve başka hayvanlarla paylaşmak zorunda olduğu yiyecekleri elinde tutamıyorsa, aç kalmamak için başka özellikler geliştirmek zorunda kalır. Fillerin iri cüsseleri, antilopların boynuzları olduğu için zürafanın elinden yiyeceğini ratatlıkla alabilirler, oysa zürafanın böyle bir şansı yoktur. Bu nedenle evrim sürecinde uzayan boynu sayesinde, fillerin ve antilopların zorbalığından kurtulmuştur. Ancak çoğu kez yanlış anlaşıldığı gibi zürafaların yüksek dallara ulaşmak için boyunlarını uzattıkları ve bu özelliklerini sonraki kuşaklara aktardıkları yanılgısına düşülmemeli. Bu Lamarck'çı evrimdir ve Darwin'in doğal seçilimiyle yanlış olduğu gösterilmiştir. Darwin'e göre daha uzun boylu varyasyonlar hayatta kalmakta, kısa boylular elenmekte ve uzun zaman zarfında toplulukta en uzun boylu zürafalar hakim konuma gelmektedir.



Filin hortumu ne işe yarar?



Fillerin elleri yok, ama ellere de ihtiyaçları yok. Ağır nesneleri kaldırmaktan, su fışkırtmaya pek çok işi hortumlarıyla hallediyorlar. Evrim fillere adeta bir İsveç çakısı sağlamış.



Yalnız George neden bu kadar yalnız?



O, adına belgeseller bile çekilen, dünyanın en meşhur hem de en yalnız kara kaplumbağası. Çünkü dünyada Galapagos Takımadaları'ndan biri olan, Pinta Adası'nda yaşayan Yalnız George'dan başka, bu adaya özgü türün bir örneği yok. İnsanların adalarına ayak basmasıyla, bu canlıların soyları da insanların açgözlülüğü yüzünden tehlikeye girmiş, yanlarında getirdikleri keçiler yüzünden besin kaynakları tükenmiş ve kimisinin hayatı insanların sofralarında son bulmuştur.



Ornitorenkin neden bu kadar sıradışı görünümü var?



Ornitorenk, ördeğe benzer gagası, kunduza benzer kuyruğu ve köstebeğe benzer pençeleriyle şakacı, adeta kör bir terzinin elinden çıkmışa benziyor. Ama şüphesiz öyle değil. Bize ne kadar olağandışı, hatta gülünç görünse de onlar için bu bedensel özellikler son derece hayati önem taşıyor. Konu bedensel özellikler olunca kimi canlılar için estetik, ornitorenk gibi canlılar içinse işlevsellik önem kazanıyor.

Ego Sum izle

Ben






İnsan elde ettike arzularını daha da artırıyor. Düzenin içinde ilerledikçe hırsı artıyor ve tüm çatışmaların içinde buluyor kendini. Tüm dünyada bu kısır döngü tüm insanların hayatında barınmaya devam ediyor.






ego sum paylaşan: permalinkk

WAKING LIFE izle

Hayata Uyanmak





Linklater’ın yarı kurgusal yarı dökümanter bir çoklu söyleşi olarak tanımlayabileceğimiz eseri ise, rüyaların meze olduğu bütün ana yollara dalıp çıkabilmeye gayret ediyor. Rüya istasyonundan yola çıkıp, nihilizm, varoluşçuluk gibi ara duraklarda da duran Waking Life, çok karakterli ve oldukça da konuşkan bir yapıya sahip. Bu yapı içerisinde herhangi bir arkadaş muhabbetinde ortaya savrulan alelade sorular da yer almakta, incelikli ve komplike bir şekilde rüyalar ve gerçeklik üzerine fikir yürütmeler de…

Her parçasını dolduran konuyu ve soruları özel olarak seçmiş olan Linklater, daha sonra Scanner Darkly’de de uyguladığı görsel tekniği ilk defa bu filmde denedi. Zira bu teknik hikaye anlatısı içerisinde adeta kendine has bir rol kapmaktan geri kalmıyor ve gerçeklik ile rüya alemi arasındaki çizgiyi oldukça kaypak kılıyor.

Varoluşçuluğun etrafında dolanıp duran bir sohbet. Arayışları her uyanıştan sonra devam ediyor. Ancak uyanılan hep başka bir rüya oluyor. Character ise gerçekliğe uyanmanın peşini bırakmıyor. Film baştan sona içerdiği sohbetlerde birçok alanda felsefi irdelemeler yapıyor. Ve sizin de bu sohbetlerden çeşitli çıkarımlar yapmanız mümkün.





THE WAIF OF PERSEPHONE izle






Piyasacılığa, kapitalizme ve kapalı kapılar ardında rant üzerine yapılan anlaşmalara bir gönderme niteliğinde, Nick Cross yapımı güzel bir animasyon. Ülubunu biraz gizli tutan, çoğunlukla sembolik değerlendirmelerle düşüncelerini yorumlayan yönetmen yine kendi çizgisinde iyi bir seyirle çıkıyor karşımıza.







YELLOW CAKE izle

Sarı Kek






Animasyon filmlerinde kendini kanıtlamış bir isim: Nick Cross. Bu çizgisel de yine sömüren ve sömürülen sınıfın hikayesi. Nick Cross hikayeyi çok güzel düzenlemiş ve özenerek aktarmış.





THE ISLAND izle






Ne yaparsa yapsın kapitalizm onu bırakmıyor. Yoksulluğunu, varlığını bile sömürüyor. Klasikleşmiş bu kısa çizgisel Fyodor Khitruk yapımıdır.





TAPUM! THE HISTORY OF WEAPONS izle

Silahların Hikayesi






Bruno Bozzetto yapımı anlatımı müthiş bir hikaye. Savaş ve şiddetin doğumuna ve ilerleyişini öyle güzel anlatıyor ki; bunu anlamak için ne bir gerçek görüntü, ne bir dil, ne de uzun bir zaman gerekiyor. 9 dk'da Bruno her şeyi anlatmış, hem de tüm yaştan insanın anlayabileceği kadar basit bir şekilde.





THE MAN WHO PLANTED TREES izle

Ağaç Eken Adam





Bir duyarlılık öyküsü... Yaşamını doğanın düzenine bırakmış ve öyle sürdürmüş bir adam. Milyonlarca tohum ekip yüzbinlerce ağacın doğumunu gözlemek. Yüce bir hassasiyet, büyük bir sebat, güzel bir umut... Hepsi insanlık içindi. İnsanlık savaşta can çekişirken bile o hala umutlarının yeşermesini bekliyordu.

''Kırk sene önce uzun bir yürüyüşe çıktım. Turistlerin bilmediği dağ yollarında, Alp Dağları'nın Provence'a uzandığı bölgede dolaştım. Yürüyüşe çıktığım bu terkedilmiş bölge, göz alabildiğine uzanan çorak topraklardan ibaretti. Deniz seviyesinden 1200-1300 metre yükseklikteki bu topraklarda sadece yabani lavanta yetişiyordu.

Bölgeyi en geniş noktasından geçmeye karar vermiştim. Üç günlük yürüyüşten sonra kendimi, ıssız bir yerde buldum. Rüzgar ve yağmurun yiyip tükettiği, beş altı çatısı uçmuş ev ve yıkık kuleli bir kilise, yaşayan kasabalardaki evler ve kiliseler gibi düzenlenmişti. Ama yaşam onları çoktan terketmişti.'' diye devam ederken Elzeard Bouffier adında bir çobana rastlar. Eşini ve çocuğunu kaybetmiş bu yaşlı adam toprağın çıplaklıktan öleceğini düşünür ve sürekli ağaç dikmektedir.

Fransız yapımı bu film aynı isimdeki Jean Giono'nun L'Homme Qui Plantait des Arbres adlı kitabından uyarlanmıştır.